İnce görünmenin incelikleri
İnce görünmenin incelikleri
Bir iki kilonun lafı bile olmaz, ben hilelerimle onları yok ederim� dedirtecek harika önerileri mutlaka uygulamalısınız.
�Amaan bütün kış diyet yaptım, bari tatilde rahatça istediğimi
yiyeyim� rehavetine kapılmış olabilirsiniz. Tamam kabul! Ama bir davete
gideceğiniz sırada ya en beğendiğiniz kıyafetinizin içine sığamazsanız?
Ya da kilolarınızla balık eti kıvamında yaşamaya bünyeniz alışsa da ruh
sağlığınızı korumak için aynada kendinizi ince görmek istiyorsanız...
Üstelik dergilerde fotoshop mucizesiyle �sıfır beden� kadınlar
sinirinize de dokunurken! İnsanın böyle zamanlarda bir yerlerde düğmeye
basıp �tıss� diye sönüp bir deri bir kemik kalası geliyor. Ama nerdee!
Boşa kürek sallamayalım boş lakırdıyla. Gereksiz hayıflanmalar ve afaki
hayaller yerine size cebinizde saklamalık pırlanta gibi önerilerimiz
var. Saç şeklinizden kıyafetinizdeki detaylara, bitki çayı kürlerinden
makyajınıza kadar küçük hilelerle nasıl daha zayıf görünebileceğinizi
derledik bu yazıda. Bu tavsiyelerle emin olun birkaç kilo daha zayıf
görüneceksiniz! E hadi abartmamak kaydıyla, çıldırtan dondurmalar,
meyveli alkollü kokteyller ve iştah kabartan barbekülerin tadına bakmak
için izniniz var. En azından ince görünmenin incelikleriyle içiniz
biraz rahat olsun! İşte tepeden tırnağa zayıf görünme formülleri!
Saçların kesimine dikkat � Katlı kesilmiş saçlar, yanakları iki
taraftan kısmen kapatarak toplu yüzlerin daha ince görünmesini sağlar.
� Perçem şeklinde alına düşen kakül, yüzü boy olarak kısalttığı
için daha toplu gözükmesine neden olur. Oysa ki kaküllerinizi iki
yandan geriye doğru fönlediğinizde, yüzünüzü enlemesine dar ve ince
gösterirsiniz.
� Unutmayın ki saç ne kadar kabarıksa etrafını sardığı yüz o kadar
küçük görünecektir. İyisi mi dolgunlaştırıcı şampuanları yazın
banyonuzdan eksik etmeyin.
� Saçta değişik renk tonlarının yaratacağı hareket, yüzlerin
yuvarlaklığını, yanakların tombulluğunu kamufle edecektir. Tatile
çıkmadan önce iyi bir kuaföre uğrayıp, saçınızın açık tonlarından
hareketli dokunuşlar kazandırın. DİKKAT! Uzun uzun salınan saçlar
havalı görünebilir ama unutmayın ki uzun saç ağır olacağı için kendini
sönük bir şekilde aşağı bırakacaktır. Saçınızın hacimli durmasını
sağlamak için, özellikle kesimi katsızsa, boynu omuz hizasından daha
uzun tutmamalısınız. Makyajla hatlarınızı belirginleştirin � Koyu
rengin ince gösterdiği gerçeğinin yüzünüz için de geçerli olduğunu
unutmayın ve her şeyden önce teninizi bir şekilde brozlaştırın. Bu
sıcak yaz günlerinde pek zor olmasa gerek!
� İnce yüz demek kemikli yüz demektir. Dolayısıyla birkaç makyaj
hilesiyle yüzün kemiklerini vurgulamak gerekiyor. Bunun için elmacık
kemiklerinin alt kısmına koyu bir fondötenle gölge düşürebilirsiniz.
Tam kemiklerin üzerine de açık renk bir allık uygulayıp iyice
belirginleşmesini sağlayın.
� Makyaj yapmadan yarım saat önce yüzünüze uygulayacağınız buz
kopresi, yüzünüzdeki şişkinlikleri indirmeye yardımcı olacaktır.
DİKKAT! Gözün içine çekilen siyah kalem gözleri küçük gösterdiği için
yüzün geri kalan kısmını daha da ortaya çıkartır. Gözün etkisini
artırmak için gözün içine beyaz renk uygulamalısınız. Duruşunuz 3 kilo
fark ettiriyor � Her şeyden önce dik durmayı bedeninize öğretin.
Başınızdan bir iple yukarı doğru çekildiğinizi hissedin ve yürüyüşünüze
bu duyguyu adapte edin.
� Karnınızı içeri çekip omuzlarınızı geride tutarak yürüyün.
İnanın bu yeni yürüyüşün etkisi vereceğiniz üç kiloya bedel. DİKKAT!
Fotoğraf çektirirken başınızı yukarı kaldırmak yerine aşağı doğru eğin.
Yüzünüzün daha ince çıktığını göreceksiniz. Ayrıca kolları vücudunuza
yapıştırarak daha tıknaz resim vereceğinizi unutmayın. Kalçalara etek
kamuflajı � Kıyafet seçiminde dikkat etmeniz gereken ilk nokta
güvendiğiniz yerinizi ön planda tutmaktır. İnce bacaklarınız varsa mini
etek giyebilir, göğüs dekolteniz güzelse derin v yakalı üstler giyip
dikkati oraya doğru çekebilirsiniz. Böylelikle kusurlu bölgeleriniz
ister istemez göze batmayacaktır.
� Geniş kalçaların gizli silahı eteklerdir. Kalkıp da mini etek
giyin demiyoruz elbette ama uzun ya da diz hizasındaki etekler
basenlerdeki fazlalıkları belirsizleştirip bilakis J.Lo. havasında
seksi bir kalça görüntüsü yaratacaktır.
� Basen problemi olup �yok ben pantolon rahatlığından vazgeçmem�
diyorsanız da size uzun boru paça pantolonları tavsiye ediyoruz.
Kalçayı sımsıkı saran pantolonlar yerine kalçanın şeklini ele vermeyen
boru paçalar sizin için ideal olacaktır.
� İri desenli, beyaz renk, jarse kumaş üst bölgesi kalın olanlar
için gerçek birer düşman. Göbekli vücutlar koyu renk ve çok dar ve ince
kumaşlı olmayan üstlerle kamufle edilmeli. Ama boyuna çizgili bir
elbisenin sizi olduğunuzdandaha ince göstereceğinizden emin
olabilirsiniz.
� Yüksek belli pantolonlar göbekli vücutlarda göbeği daha da
ortaya çıkartır. Düşük beller zaten göbeği kapatamaz bile. Bu durumda
tercih etmeniz gereken ikisinin ortasında bir bel kesimi olacaktır.
Bunu da pantolonun ağ dikişinden itibaren karışınızla ölçebilirsiniz.
Ağdan belin bittiği yere kadar bir tam karış mesafesi varsa beli
uygundur!
� Etek olarak pilili değil kloş ya da dar etekleri seçmelisiniz. Pilili etekler olduğunuzdan kilolu gösterecektir.
� Beliniz kalınsa kemerinizi belin çok az altında biraz da bol bir
şekilde tutmanızda yarar var. Bu şekilde göbeğinizi kemerin üstünden ya
da altından çıkartmak yerine tam altında gizleyecek şekilde kamufle
etmiş olursunuz.
� Dolgu topuklar çok moda olmasına rağmen tıknaz bir görüntüye
neden oluyor. İnce topuklu ayakkabılar her zaman daha zarif ve ince bir
duruşa sahip olmanızı sağlar. Acil çözüm � Bitkisel çayların bol
miktarda tüketilmesi vücutta biriken toksinlerin atılmasını
kolaylaştırır. Her gün bitki çayı karışımından en az 4 bardak için.
Bitki çayı: Porselen demlik içerisinde 1 tatlı kaşığı adaçayı, 1 çay
kaşığı biberiye, 2 adet funda yaprağı, 1 tutam ardıç tohumu, 1 tutam
mısır püskülü, mersin yaprağı ve kiraz sapı, 2 poşet yeşil çay, 1 poşet
elma çayı, çubuk tarçın, 3 adet kurutulmuş elma kabuğu, 2 adet tane
karanfil 10 dakika sıcak suda demleyin. Süzün, 1 dilim limon ekleyip,
şekersiz için. Bu tonik dışında; papatya, nane, mate, rezene, ısırgan,
ekinezya, melisa, kara hindiba çayları da tercih edilebilir.
� Kafein içeriği yüksek olan kahveler, çay, gazlı içecekleri hiç tüketmeyin.
� Baharatlar stimule edici, canlandırıcı etkileriyle fasting
programlarına yardımcıdırlar. Özellikle taze zencefil, kimyon, biberiye
muskad, ve kişniş tohumunun güçlü toksin atıcı etkilerinden
faydalanılmalıdır.
� Mevsim meyvelerinden aşırı olmamak kaydıyla tüketmeye gayrat edin.
� Bitki suları, probiyotik yoğurt ve sebze çorbalarını sık sık tüketmeyi de ihmal etmemelisiniz...
117 milyon çocuk obezite tehdidi altında
117 milyon çocuk obezite tehdidi altında
Gıda reklamlarının çocuklar üzerindeki etkisi ve okul kantinlerinde
satılan gıdaların içeriğine işaret edilerek, çocuklar ve toplumumuz
hızla sağlığını kaybetmeden tüm kesimlerin üzerine düşeni yapması
gerektiği ifade edildi.
Tüketici Hakları Derneği (THD) Genel Başkanı Turhan Çakar, gıda reklamlarının çocuklar üzerindeki etkisi ve okul
kantinlerinde satılan gıdaların içeriğine işaret ederek, "Çocuklar
ve toplumumuz hızla sağlığını kaybetmeden tüm kesimler üzerine düşeni
yapmalı" dedi. Çakar, 15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü etkinleri
çerçevesinde Dernek
Genel Merkezinde "Çocuklara Yönelik Reklamların Çocuklar
Üzerindeki Etkisi" konulu bir basın toplantısı düzenledi. 13 milyar
dolarlık reklam THD Başkanı, çokuluslu şirketlerin 2006 yılında
internet oyunları, sosyalleşme siteleri, çizgi film karakterleri ve
bunlara bağlı ünlü kuruluşlar aracılığıyla gıda, alkolsüz içecek ve
şekerleme alanındaki reklamlara harcadıkları paranın 13 milyar dolar
olduğuna dikkat çekti. Obezite ile savaş
Turhan Çakar, THD�nin, çocuklara yüksek kalorili ama düşük besin
değerli gıdaların pazarlanmasının alan ve boyutunun kısıtlanması için
dünya çapında teklifler başlatan Uluslararası Tüketiciler Birliği�ne ve
Uluslararası Obeziteyle Mücadele Gücü�ne katıldığını bildirdi. Bu
kuruluşların Dünya Sağlık Örgütünü "çocuklara gıda pazarlamaya yönelik
uluslararası düzenlemeyi" benimsemeye ve ulusal gıda pazarlaması
mevzuatıyla bu düzenlemenin birleştirilmesine çağrıda bulunduğunu
anlatan Çakar, "Bu düzenlemenin benimsenmesi obeziteyle
ilgili hastalıklar tarafından halihazırda tehdit edilen 117 milyon
çocuğa yardım açısından büyük bir adım olacaktır" dedi. Sağlıksız
gıdaları teşvik eden reklamlar engellenmeli
Çakar, Uluslararası Tüketiciler Birliği ve Uluslararası Obeziteyle
Mücadele Gücü�nün, Dünya Sağlık Örgütünün üye devletlerinin söz konusu
düzenlemede yer alan, "Saat sabah 6 ile akşam 9 arasında sağlıksız
gıdaları teşvik eden reklamların radyo televizyonlarda yasaklanması,
internet siteleri, sosyalleşme siteleri gibi yeni medyayı kullanarak
sağlıksız gıdaların pazarlanmasının engellenmesi, okullarda sağlıksız
gıdaların teşvikinin engellenmesi, sağlıksız gıdaların pazarlanmasında
ünlülerin, çizgi film karakterlerinin ve yarışmaların kullanılmaması"
tavsiyelerini kabul etmelerini isteyeceğini belirtti...
milliyet.com.tr....
Aromaterapi bitkileri faydasız mı
Aromaterapi bitkileri faydasız mı
ABD�nin Ohio Devlet Üniversitesinde yapılan bir araştırmada, kokuların
hiçbirinin stres, bağışıklık durumu, ağrı kontrolü ya da yara
iyileşmesinin göstergeleri olan biyokimyasal parametreler üzerine
olumlu etkisi olmadığı belirlendi.
Merkezi Konya�da bulunan Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme
Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nazmi Zengin, yaptığı açıklamada,
aromaterapinin, bitkilerin kök, çiçek ve yapraklarından elde edilen yağ
özleriyle yapılan bir alternatif tedavi yöntemi olduğunun düşünüldüğünü
söyledi. Kökü binlerce binlerce yıl öncesine dayanan bu yöntem
çerçevesinde önemli bir pazarın oluştuğunu ifade eden Zengin, "Bu
tedavinin etkili olduğu kulaktan kulağa, basın yoluyla, özellikle de
internet ortamındaki web siteleri ve mail grupları yoluyla yayılıyor.
Ama bu konuda yapılmış bilimsel çalışmaların sayısı oldukça az" dedi.
Zengin, insanların yüzyıllardır aromatik bitkileri sağlığa ve güzelliğe
iyi geldiği, stresi ve baş ağrısını giderdiği, yaraları iyileştirdiği
inancıyla kullanmaya devam ettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Gerçekte aromatik bitkilerin sanıldığı gibi insan sağlığı üzerinde bir
faydası olmadığı yapılan bilimsel çalışma ile tespit edilmiş. Bu konuda
en son ABD�nin Ohio Devlet Üniversitesi Sağlık Psikolojisi Bölümü�nden
Janice Kiecolt-Glaser ve arkadaşları tarafından bir araştırma yapıldı.
54 denek üzerinde yapılan bilimsel çalışmada, kokuların hiçbirinin
stres, bağışıklık durumu, ağrı kontrolü ya da yara iyileşmesinin
göstergeleri olan biyokimyasal parametreler üzerine herhangi bir olumlu
etkisi olmadığı belirlenmiş. Ayrıca yapılan araştırmada bazı durumlarda
aromatik yağ uygulamasının saf su uygulaması kadar bile etkili olmadığı
tespit edilmiş." Zengin, milyonlarca doların döndüğü büyük bir sektör
haline gelen aromaterapinin, yapılan bu araştırma ile sağlığa olumlu ya
da olumsuz etkisi olmadığının kesinleştiğini dile getirerek, "Bu
yağların kokusu güzel olabilir ve kokusunu sevdiğiniz için para verip
alabilirsiniz ancak sağlığınıza iyi geleceğini düşünerek bunlara para
verirseniz aldanıyorsunuz demektir" dedi....
milliyet.com.tr...
Hafızaya dost besinler
Yeme bozuklukları, stres, depresyon, vitamin eksiklikleri unutkanlığın
nedenleri arasında sayılıyor. Hafızayı güçlendirmek için doğru besin
tüketimi önemli.
Elma
Günde bir ya da iki adet elma, unutkanlığı bir kenara bırakmanıza
yardımcı olur. Elmanın içinde bulunan antioksidan madde hafızanın
güçlenmesini sağlar. Beyindeki hücrelerin serbest radikallerden
etkilenmesini engeller.Yapılan araştırmalar alzheimer hastalığına
yakalanmış kişilerin günde iki elma yiyerek oldukça büyük gelişme
gösterdiklerini ortaya koymuştur. Omega 3
Omega 3 hafızayı güçlendirir. Somon, ton, sardalye balıklarında
oldukça fazla miktarda bulunur. Omega 3 içeren bu balıkları haftada en
az iki defa tüketmek gerekmektedir. Omega 3�ün en iyi bitkisel
kaynakları arasında koyu yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar ve
ketentohumu sayılmaktadır. Ceviz, badem ve fındık da Omega 3
kaynaklarıdır. Demir
Demir, hafızanın daha iyi çalışmasını salar. Yeme alışkanlıklannız
içinde demir içeren besinler az sayıdaysa hafızanız ile ilgili problem
yaşamanız doğaldır. Demirin beyne oksijen taşınmasında çok önemli bir
rolü vardır. Kırmızı et, kuru baklagiller, koyu yeşil sebzeler, domates
ve pekmez demir açısından zengin olan yiyeceklerdir. Domates
Domateste bulunan ve oldukça güçlü bir antioksidan olan likopen,
alzheimer gibi hafızanın zayıflamasına yol açan hastalıklara karşı
oldukça etkilidir. Bu nedenle bol bol domates tüketmeye çalışmalısınız.
Fındık
Yapılan araştırmalar E vitamininin zayıflayan hafızaya oldukça
yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. E vitamini açısından oldukça zengin
olan fındık yemek de, bu nedenle beyin için yararlıdır. Aynı zamanda
bitkisel yağlar, yerfıstığı, ayçekirdeği ve buğday E vitamini açısından
zengin besinlerdir. Brokoli
C vitamini de hafıza açısından oldukça yararlıdır ve C vitamini
içeren besinlerin başında brokoli gelir. Brokoli hem hafızaya hem de
diğer hastalıklara iyi gelen bir yiyecektir. Bu nedenle mümkün
olduğunca çok tüketilmesinde fayda vardır. Ayrıca turunçgiller, kivi,
patates, karnabahar, kavun, çilek, incir, kırmızı ve yeşil biber de bol
C vitamini içerir. Unutkanlık nedenleri
Aşırı stresli ortamda bulunmak unutkanlığın en büyük nedenlerinden biridir.
Zihinsel meşguliyetin fazla olması da hafızayı yavaşlatır.
Depresyon geçiriyor olmak unutkanlığa neden olabilir.
Aşırı sorumluk duygusundan dolayı çok ayrıntılara dalmak da unutkanlığa neden olur.
Hafızayı yavaşlatan nedenlerden biri de beslenme bozukluklarıdır.
Bazı kaygı bozuklukları, şizofreni, bunama, kafa yaralanmaları,
beyin kanamaları ve alzheimer gibi hastalıklar unutkanlığa yol açar.
Vitamin eksiklikleri de bir başka nedendir.
Sağlığınız için 5 strateji
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi�ne göre herkes en yüksek düzeyde sağlıklı olma ve sağlık hizmeti alma temel hakkına sahiptir.
Sağlık sorunları çok çeşitlidir. Tedavi için gerekli uzman kişiler,
teknik ekipman, mekân gibi kaynaklar ise her zaman sınırlıdır. Bu durum
tüm dünya için geçerlidir. Sağlık hizmetlerinin temel amacı kişileri
hastalıklardan korumaktır. Ancak her türlü çabaya karşın herkesi
hastalıklardan korumak mümkün olmaz, bazıları hastalanır. Bu durumda
ise tedavi söz konusudur. Tedavi maliyeti koruyucu sağlık hizmeti
maliyetinden daha yüksektir ve zor bir süreçtir. Kişiye yönelik
koruyucu hizmetler doğrudan bireyleri ilgilendirdiği için herkesin, bu
konuya özen göstermesi önemlidir.
Özellikle gençlere yönelik koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında
üreme sağlığı, cinsel sağlık, gebelikten korunma yöntemleri, madde
bağımlılığı, sigarayla savaş gibi konular en başta gelir. Bunun yanı
sıra bağışıklama yoluyla toplumun yüzde 85-90�ı bir hastalığa karşı
bağışık duruma getirilirse o hastalık kontrol altına alınabilir.
Bulaşıcı hastalıklardan korunmada en etkili yollardan biridir.
Hastalanmadan önlem alın Hastalıklar ne kadar erken dönemde teşhis
edilirse tedavileri de o kadar kolay, başarılı ve ekonomik olur.
Kişiler bu konuda eğitilmeli ve sağlık personeli de bu konuya önem
vermelidir. Hastalıklar kötü beslenen kişilerde daha ağır klinik
tablolar gösterir. Kişilerin beslenmelerinin yeterli ve dengeli olması,
hastalıklardan, ölüm ve sakatlıklardan koruyabilir.
Mayo Clinic tarafından Mart ayında yayımlanan yeni bir araştırma,
beş önemli sağlık stratejisiyle yılda 100 binden fazla hayat
kurtarılabileceğini gösterdi. Masraftan korkmak, yoğun yaşam ve iş
programları veya sadece doktordan kaçınmak, kişilerin önleyici bakım
almalarına engel oluyor. Ancak önemli taramaları atlamak, hastalık
riskini veya bir hastalığın tedavisinin daha zor olduğu ileri bir
safhada teşhis edilme riskini artırıyor. Araştırmanın sonucunda çıkan
yapılması gereken beş unsur şunlar: 1 Her sene grip aşısı olmak: Eğer
50 yaş ve üstündeki yetişkinlerin yüzde 90�ı her yıl grip aşısı olsaydı
yılda 12 bin kişinin hayatı kurtulurdu. Yetişkinlerin yaklaşık yüzde
37�si grip aşısı oluyor. 2 Meme kanseri taramalarını düzenli yaptırmak:
40 yaş ve üzerindeki kadınların en az iki senede bir mamogram
çektirmesi ve klinik bir muayeneden geçmesi gerekiyor. Eğer kadınların
yüzde 90�ı bunu yapsaydı her yıl 3 bin 700 kişinin hayatı kurtulurdu.
Bugün, bu yaş grubundaki kadınların yüzde 67�si son iki yılda meme
kanseri taramasından geçmiş. 3 Kolorektal kanser taramalarını
yaptırmak: 50 yaş; bir doktora, kolorektal tarama seçeneğiyle ilgili
danışmanın ve bunu yaptırmanın tam zamanıdır. Eğer yetişkinlerin yüzde
90�ı bu taramayı gerektiği zaman yaptırıyor olsaydı her yıl 14 bin
kişinin hayatı kurtulurdu. Bu yaş grubundaki yetişkinlerin yüzde 50�den
azı bu taramayı yaptırmış. 4 Bir doktora aspirin terapisini sormak:
Eğer 65 yaş üzerindeki kadınlar ve 40 yaşın üzerindeki erkeklerin yüzde
90�ı kalp krizini veya inmeyi engellemek için günde bir aspirin alsaydı
her yıl 45 bin kişinin hayatı kurtulurdu. Ancak aspirine başlamadan
önce bir doktora danışmak önemli. Erken teşhis ve koruyucu sağlık
hizmetlerine mutlaka zaman ayırın. 5 Bir doktorla sigarayı bırakma
yollarıyla ilgili konuşmak: Eğer sigara içenlerin yüzde 90�ına
doktorları tarafından sigarayı bırakmaları önerilseydi ve yardımcı
olmak için ilaç ve diğer kaynaklar sunulsaydı her yıl 42 bin kişinin
hayatı kurtulurdu. Bugün sigara içenlerin sadece yüzde 28�i bu
hizmetleri alıyor.
Doğru beslenme başarıyı artırıyor
Doğru beslenme başarıyı artırıyor
Kahvaltı bir çocuğun okuldaki başarısını ve dikkatini etkileyen günün
en önemli öğünü. Kahvaltı uzun bir gece açlığından sonra vücudun enerji
almasını ve güne başlamasını sağlar
Kahvaltı çok önemli!
Kahvaltı bir çocuğun okuldaki başarısını ve dikkatini etkileyen
günün en önemli öğünü. Kahvaltı uzun bir gece açlığından sonra vücudun
enerji almasını ve güne başlamasını sağlar. Ayrıca kahvaltı yapan bir
çocuk okulda bulunduğu süre boyunca abur cubura yönelir. Bu yüzden
çocukların kahvaltı yapmaları şarttır. Kahvaltıda muhakkak süt, peynir,
yumurta gibi protein kaynakları, domates, havuç, salatalık gibi
sebzeler ve ekmek olmalıdır. Çocuk fazla kilolu değilse pekmez, reçel
veya bal tüketilebilir. Salam, sosis, sucuk gibi yağlı ve nitrit-nitrat
içeriği yüksek olan besinlerin fazla tüketilmemesi önerilmektedir.
Tenefüste meyve, süt
Çocuğun tenefüslerde okul kantininden cips, çikolata, hazır meyve
suları, kola gibi abur cuburları almasını önlemek için muhakkak yanına
meyve, kuru meyve, süt, sebze çubukları veya evde yapılmış küçük kekler
gibi alternatif besinler konulmalı ve ara öğün yeme alışkanlığı
kazandırılmalıdır. Çocuğun beslenmesine büyük bir elma yerine, 2 çeşit
küçük meyve konulması çok daha mantıklıdır. Çünkü çocuk büyük bir
meyveyi tüketmekte zorlanabilir...
Hızlı kalori yakıcılar
Şekerleme ve çikolata tüketiminin ucunu kaçırdıysanız ve pişmanlık
duygusuyla aldığınız kalorilerden hemen kurtulmak istiyorsanız, bu
hızlı kalori yakma yöntemlerini deneyin.
2 adet naneli bitter çikolata Anında yakın: Kollarınız göğüs
hizasında ve dirsekten kıvrık şekilde ayakta durun. Elinize ağzına
kadar su dolu büyük bir bardak alın. Olduğunuz yerde aşağı, yukarı
yaylanarak adım atın. Hareketi 3'er dakikalık 3 set halinde
tekrarlayın. Aralarda 30 saniye dinlenin. Ya da 20 dakika boyunca cam
silin. 5 parça yüze 70 bitter çikolata= 95 kalori Anında yakın:
Bacaklarınızı çok az aralayın. Dizlerinizi bükün ve parmak uçlarınızda
durun. Kollarınızı öne doğru uzatın, omuz hizasında açın,
dirseklerinizden yukarı doğru bükün. Ardından zıplayarak bir daire
çizin. Her bir daireyi, bir tur olarak duşunun. Hareketi 10 turdan 3
set olarak tekrarlayın. Ya da 20 dakika boyunca merdiven çıkın. 2 adet
yumuşak şeker: Yaklaşık 46 kalori Anında yakın: Yerde kollarınız,
dirsekleriniz ve ayak parmaklarınızdan destek alarak dümdüz durun.
Ardından ayaklarınızı yerden kaldırmadan sol dizinizi göğsünüze çekin
ve tekrar eski pozisyonuna gelirin. Sağ dizinizle de tekrarlayın. İki
dakika boyunca yapın. Ya da d20 dakika yürüyün...
milliyet.com.tr...
Baharınız kabus olmasın
Baharla birlikte başlayan aksırıklar, burun akıntısı, gözlerde kızarma
ve sulanma, en sık rastlanan alerjik hastalık olan bahar nezlesinin
belirtilerilerinden bazıları.
24 Mart 2008 Pazartesi
Alerjisi olanlar için bahar kâbusa dönüşebilir. Baharla birlikte
başlayan aksırıklar, burun akıntısı, gözlerde kızarma ve sulanma, en
sık rastlanan alerjik hastalık olan bahar nezlesinin
belirtilerilerinden bazıları. Bahar aylarında sık görülen saman
nezlesi (alerjik rinit) hastalığı birçok kişinin yaşam kalitesini
bozuyor. Toplumun yüzde 20�sini etkileyen bu hastalıkla ilgili merak
edilenler hakkında kulak burun boğaz uzmanı Dr. Süreyya Şeneldir, bilgi
verdi. Alerjik rinit, en sık görülen alerjik hastalıktır. Toplumun
yaklaşık yüzde 20�sini etkilemektedir.
Bazı kişiler alerjik riniti çok hafif atlatırken bazıları için çok
ağır geçer. Hatta işlerini engelleyerek yaşam kalitesini bozar.
Hastalık her yaşta ortaya çıkabilir ancak genelde 1 - 20 yaş arası
başlar. Çoğunlukla ailede aynı ya da benzeri hastalıklar mevcuttur.
Temel belirtileri Burunda kaşıntı, sulanma, hapşırma, aksırma
nöbetleri, damakta kaşınma, öksürük ve boğaz ağrısı, boğazı temizleme
isteği, gözlerde sulanma, kaşıntı temel belirtilerdir.
Havada taşınabilecek kadar küçük ve hafif olan hayvan ve bitki
proteinleri gözümüz, burnumuz ve boğazımızdaki zarlar üzerinde
birikirler. Polenler, mantar sporları, hayvan tüyleri ve ev tozları bu
parçacıkların en sık rastlanılanlarıdır. İlkbaharın erken dönemlerinde
alerjik rinite sıklıkla polenler veya çevrede yaygın olarak bulunan
ağaçlar neden olmaktadır. İlkbaharın geç dönemlerinde ise polenler
çayırlardan kaynaklanmaktadır. Renkli süs bitkileri nadiren alerjiye
neden olurlar, çünkü polenleri havayla taşınamayacak kadar ağırdır.
Polenden korunmak için; * Polenlerin en fazla uçuştuğu sabah saat 05.00
- 10.00 arası açık havaya çıkmayın. Ağız ve burnu kapatan maskeyle
çıkabilirsiniz.
* Polen zamanı açık havada spor yapmayın.
* Saçlar tozu tutar. Bu nedenle her akşam saçlarınızı yıkayıp duş alın.
* Çocukların sokaktan geldikten sonra üstlerini hemen değiştirmelerini sağlayın.
* Arabada giderken camları açmayın. Hava değişimi için klimadan yararlanın.
* Tatil için deniz kenarını tercih edin.
* Dışarıda gözlük ve şapka kullanın. Gözlükleri hergün akan suyun altında yıkayın.
* Çim biçmekten kaçının veya maskeyle yapın.
milliyet.com.tr....
Güzelliğiniz için çiğ yiyin
Cilt güzelliğinin sırrı sağlıklı beslenmede yatıyor. Uzmanlar, beslenme
alışkanlıklarını değiştirerek cilt, saç ve tırnaklardaki olumlu
değişimin fark edileceğini belirtiyor.
Cilt esnekliği için C vitamini, saç beyazlamasına karşı çinko,
sağlıklı tırnaklar ve parlak saçlara sahip olmak için de salatalık ve
domateste bulunan silika öneriliyor. Memorial Hastanesi Dermatoloji
Bölümü�nden Uz. Dr. Ayfer Aydın dış görünüşümüzün iç sağlığımızın
aynası olduğunu belirterek, �Yiyip içtiğimiz her şey, meyveler ve
sebzeler cilt sağlığımız için büyük önem taşır. İşlenmiş ve katkı
maddeleri içeren hazır gıdalar, tütsülenmiş etler, dondurucuda
bekletilmiş hazır yiyecekler son derece sağlıksızdır� diyor.
Suyun cildimiz için önemli bir toksin atma yolu olduğunu
hatırlatan Dr. Aydın, şu bilgileri veriyor: Kırışıklığa karşı günde iki
litre su Yaşla birlikte deri giderek nem oranını ve esnekliğini
kaybeder. Bunu çok ucuz ve çok sağlıklı bir şekilde çözecek tek şey bol
su içmektir. Bol su içmekle derinin hem nem oranı artar hem de su yolu
ile çok sayıda toksin atılarak cildimiz parlak, diri ve genç kalır.
Günde en az iki litre su içerek hücreleri temizlemek, dolgunlaştırmak
ve kırışıklıkları azaltmak mümkündür. Kahve, çay ve meyve suyu gibi
farklı sıvıları tüketmek cildin su ihtiyacını karşılamaz. Alkol
almayın, kahve ve soda içmeyin çünkü bunlar su kaybına neden olurlar.
Canlı ve ışıltılı görünümlü bir cilt için bol miktarda çiğ meyve, sebze
ve bunların sularını tüketmek gerekir. Çünkü bu besinler
pişirildiklerinde zarar görür ve faydalı özelliklerini kaybeder. Çiğ
sebze ve meyvelerin ağırlıklı olduğu bir beslenme düzeni; cildi korur,
yeniler, esnekliğini sağlar ve sağlıklı bir ışıltı verir. Cilt
sağlığını korumak için; C Vitamini: Kolajen yapı için gereklidir, cilt
esnekliğini sağlar. Narenciyelerde, kivi, orman meyveleri ve maydanozda
bulunur.
Çinko: Kolajen yapı için çok önemlidir ve saçın beyazlamasını engeller. Kabak çekirdeği ve zencefil kökünde bulunur.
Sülfür: Bütün bağlayıcı dokuların inşa edilmesine yardımcı olur. Lahana, brokoli, sarmısak ve soğan en zengin kaynaklarıdır.
Silika: Cilt esnekliğinin korunmasını sağlar, sağlıklı tırnaklar ve
parlak saçların oluşmasını sağlar. Salatalık, domates, dolmalık biber
ve yulafta bulunur.
Magnezyum: Aşırı tuz ve diğer toksinlerin neden olduğu fazla su
tutulmasının önüne geçerek hücreyi rahatlatır. Yeşil yapraklı sebzeler
en iyi kaynaklarıdır.
Beta karoten: Güneş yanığına karşı korur. Havuç ve yeşil yapraklı sebzeler önemli kaynaklarıdır.
E Vitamini: Çözülebilir antioksidan bir yağdır, hücre zarlarının
korunmasına yardımcı olur. Zeytin, avokado, kabuklu yemişler, tohumlar
ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.
Temel yağ asitleri: Cildin elastikiyetinin korunmasında anahtardır.
Cildin doğal yağlarını dengeler ve canlı bir görüntü sağlar...
Günde kaç bardak
Terleme ile birlikte vücut birçok mineral kaybeder. Enerjik olmak için bolca sıvı almanız çok önemli.
Herhangi bir sporcuya, "En çok ne içersiniz?" diye sorulsa, cevabı
büyük bir ihtimalle 'su' olurdu. Spor yapan, daha doğrusu bol miktarda
enerji sarf eden tüm insanların en dikkat ettiği husus; bol miktarda
sıvı almaktır. Yaz aylarında bu ihtiyaç daha da artar. Çünkü sıcaklarda
vücut her zamankinden daha çok terler ve normalde günde yaklaşık 2.5
litre sıvı kaybetme oranı 3 - 4 misli artabilir. Terlemeyle birlikte
insan birçok değerli mineral de kaybeder. Bu kayıp bol sıvı içilerek
telafi edilmediği takdirde ise kişilerde konsantrasyon eksikliği,
yorgunluk, kaslarda kramp veya mide bulantısı gibi rahatsızlıklar
görülebilir.
Ne zaman sıvı tüketmeli? Zamanlama çok önemli. Çünkü buna bağlı
olarak enerjinizi artırabilir veya azaltabilirsiniz. Ne kadar
içmeliyiz?
Günde 1.5 - 2 litre normal koşullar altındaki ihtiyacınızı karşılar.
Günde 2.5 - 3 litre düzenli spor / fitness yapanların ihtiyacıdır.
Günde 3 - 4 litre en az 2 saat spor yapanlar için şart.
Spordan önce:
Başlamadan yarım saat kadar önce 'depoyu doldurun' ve en fazla yarım litre sıvı alın.
Spor sırasında:
Bir saatten fazla faal olanlar ara sıra mola verip su (veya başka
bir sıvı) içmeli. Uzmanlar 0.5 -1 litre arasında bir miktar tavsiye
ediyor. Hepsini bir defada değil, azar azar içmek gerekiyor. Spor
süresi bir saati geçmiyorsa, sonunda içmek de makul.
Spordan sonra:
Hareketli olan insanlar için su şişesini elinden düşürmemek
nerdeyse bir kural. Özellikle sıkı bir sporun ardından vücudun
kaybettiği gücü geri kazanmaya ihtiyacı var. En az 1 litre su / sıvı
azar azar alınmalı.
Bunlara dikkat
İçecekler konusunda titiz davranmalısınız. Damak zevkinize hitap eden her sıvı, ne yazık ki aynı zamanda sağlıklı olmuyor.
Buz gibi soğuk içecekler mide ve bağırsakları rahatsız eder, enerjinizi azaltır.
Kafein, şeker veya alkol içeren içecekler spor sırasında tabu. Çünkü susuzluğu artırırlar.
Meyve suları ise midede çok uzun süre kaldığı için susuzluğu gidermez.
Spor sırasında süt veya sütlü içecekler de önerilmiyor. Çünkü bunlardaki protein ve yağ sindirimi zorlaştırıyor.
En gözde enerji içecekleri
- Susuzluğun en iyi çözümü kesinlikle sudur. Fakat içeceğiniz suyu
seçerken şişenin üzerinde bulunan magnezyum, kalsiyum, potasyum ve
sodyum değerlerine dikkat edin.
- Elma suyu ve soda karışımı serinletici, lezzetli ve bol
vitaminli bir enerji içeceğidir. Elma suyu / soda için en ideal oran
1:3'tür. Yani az elma suyu, bol soda. Elmanın yerini portakal veya
multi - vitamin meyve suları da alabilir.
- Soğuk meyve veya bitki çayları da değişik bir alternatif.
Özellikle de bunları tatlandırmak için şeker yerine bal
kullanabilirsiniz. Spora başlamadan önce ballı yeşil çayınızı
hazırlayıp soğumaya bırakın, daha sonra da tadını çıkarın.
- Hazır enerji içecekleri ise daha çok sporcuların tercihi.
Bunların içinde bol miktarda vitamin ve mineral bulunuyor. Fakat bu
içecekleri ancak çok uzun süreli, en az 3 saat spor yapanların
tüketmesi tavsiye ediliyor.
- Ülkemizin en gözde ve vazgeçilmez içeceklerinden biri olan
ayran da lezzetli bir seçenek. Düşük kalorili, üstelik potasyum ve
kalsiyum açısından da zengin. Ayrıca krem kıvamıyla hem susuzluğu
gideriyor hem de ferahlık veriyor...






