| | Create free blog ( Türkçe , Русский , Deutsch , Español )

güzellik,kadin,diyet,sağlık,makyaj,Yüz ve Cilt Bakımı,moda,magazin,

dogal güzellik, saf temiz olmak,Manken Gibi Bir vücuda sahip olmak mı, Bunun için türlü yollar,makyaj organik güzellik salonlari, spa krem ,kuaför teknikleri, kozmetik,ürünleri,Dünyadaki en son ve en yeni trend,Bu trendi takip eden Madonna, ise saf organik,Yüz ve Cilt Bakımı,mezoterapi,peeling,ıpg,

4 "sağlık" etiketi kullanan gönderi "sağlık" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Get your own Chat Box! Go Large!

Nickinizi Değiştirmek için Kendi Nickinize Tıklayın !!!

Yiyerek güzelleşmenin yolu


 
 

yiyerek güzelleşin

Maske yerine mango, peeling yerine papaya, merhem yerine soya... Şaşırdınız mı? Yoksa siz hâlâ güzel bir cilt için kozmetik ürün mü kullanıyorsunuz...

Küçük meyveler - en iyi kırışıklık savaşçıları

Yabanmersini, böğürtlen, ahududu, çilek gibi küçük meyveler vitamin, mineral ve antioksidan bakımından zengin oldukları için yaşlanma sürecini geciktiriyorlar. Küçük meyveler arasındaki en önemli olanı ise kuşkusuz yaban mersini!

"Yabanmersini, portakala göre üç kat fazla antioksidana sahip bir gençlik iksiridir. Aslında bir porsiyon yabanmersini; beş porsiyon havuç, elma, brokoli ya da kabağın vereceği kadar antioksidan verir" diyor ünlü bilim adamı Erica Angyal ve ekliyor, "Bir avuç çilek, vücudunuzun her gün kolajen üretimi için gereksinim duyduğu C vitamini ihtiyacım karşılar. Bir fincan çilek, önerilen günlük C vitamini alımını ise yüzde 125 oranında karşılar!"

Aklınızda bulunsun: Küçük meyveler genellikle çok sayıda tarım ilacına maruz kalırlar. Bunun için mümkün olduğunca organik olanları tercih edin.

Kavun - cildin pul pul dökülmesini önler!

Kavun kolajen hasarını en aza indirerek kırışıklıklarla savaşmaya yarayan karoten içermektedir. Yoğun bir betakaroten kaynağı olan bu meyve, genellikle kol arkalarında oluşabilecek lekelere ve yüzdeki pullanmalara engel olur! Haftada en az üç kez birkaç dilim kavun tüketmelisiniz.

Brokoli - cildinizi esnek ve genç tutar!

Cildi esnek tutan brokoli; diğer bütün yiyeceklerden çok daha fazla antioksidan, A ve C vitamini içerir. Bu nedenle hol bol tüketilmesi gerekir. C vitamini cildin elastikiyetini korur ve çürükleri önler, A vitamini akne tedavisine yardımcıdır.
Pişmiş bir büyük sap brokoli günlük C vitamini ihtiyacınızın 1,5 katını, A vitamini ihtiyacınızın ise yansını karsılar. Brokoli aynı zamanda B vitamini, demir, kalsiyum ve lif bakımından da zengindir. Gün aşırı bir kaç çiçek ya da bir büyük sap brokoli tüketin. Ya çiğ ya da buharda hafif pişmiş olarak...

Havuç - olağanüstü bir cilt koruyucusu!

Havuç; vücudunuzda cildi pürüzsüzleştirici A vitaminine dönüşen bir betakaroten deposudur. Betakaroten cildin kurumasını ve erken yaşlanmasını önler. Betakaroten vücudunuzun serbest radikaller karşısındaki en etkili savunma gücüdür! Betakaroten kayısı ve tatlı patates gibi diğer turuncu renkli meyve ve sebzelerde de bulunmaktadır. Tuscondaki Arizona Sağlık Araştırmaları Merkezi de görev yapan Dr. Ronald R. Watsona göre Betakaroten cilde nüfus ettiğinde 24 saatlik güneş koruması sağlıyor. Havuç aynı zamanda cilde verilen UV hasarını azaltmaya yarayan diğer karotenoidlerle de doludur ve aynı zamanda günlük A vitamini ihtiyacınızın iki katını karşılar.

Koyu yeşil yapraklı sebzeler - en iyi antioksidanlar!

"Kıvırcık lahana ıspanaktan sonra en yüksek fitonutriente sahip sebzelerden bindir. Roka, pancarın yeşil yaprakları, pazı, karalahana, hardal filizi, göbek marul, şalgam filizi ve su teresi gibi bitkiler de koyu yeşil renkli sebzelere girmektedir. Her birinin içinde çinko bulunmaktadır, İsviçrede yapılan bir araştırmada, diyetlerine çinko eklenen akne sorunu olan hastalarda üç ay içinde yüzde 85 oranında bir iyileşme görülmüş.

çinko mükemmel bir cildin vazgeçilmezlerindendir, çünkü hasar gören kolajeni onarır ve yeni kolajen oluşumuna imkan verir. Koyu yeşil yapraklı sebzeler demir bakımından da zengindir ve demir, oksijenin cildinize taşınmasında görevlidir. Her gün iki ya da daha fazla kez yarım fincanlık porsiyonlar halinde ıspanak, kıvırcık lahana ya da başka koyu yeşil renkli sebze tüketin.

Sarımsak - cildinize ışıltı verir!

Sarımsağı günlük alışkanlıklarınızın içine katın; çünkü içinde hem mükemmel cilt için gerekli olan kükürt hem de serbest radikallerle savaşan fıtonutrientler vardır. Sarımsak bağışıklık sisteminizi güçlendirir, güçlü bir antibiyotiktir ve toksin arındırıcıdır. Her gün bir diş tüketin.

Aklınızda bulunsun:çiğ sarımsak ağız kokusu nedeniyle sizi zora sokabilir bu nedenle yine cilt için çok faydalı olan maydanoz çiğneyin. Maydanoz içindeki klorofil sayesinde iyi bir nefes temizleyicisidir.

Maydonoz aşk cildi sıkılaştırır!
Maydanozun gençleştirme, cilt tazeliğinin ve güzelliğinin geri kazanılmasında ve korunmasında önemli bir rolü vardır. Maydanoz içerdiği çok sayıda vitamin ve mineralle cildin sıkılaşmamda ve alyuvar üretiminde önemli rol oynar! Solgun ve sağlıksız bir cilt folik asit eksikliğinin bir belirtisidir. Yarım fincan maydanoz günlük folik asit ihtiyacınızı karşılar ve hissedilir miktarda da C vitamini sağlar.

Domates - güneşe karsı bariyer görevi üstlenir
Domates cildinize mükemmel bir UV koruması sağlar. Domatesin içinde serbest radikallerle savaşmada çok etkili olan fıtonutrient likopen vardır. likopen domatesin ve karpuzun kırmızısı, greyfurdun da pembe olmasını sağlayan pigmenttir çalışmalar gösteriyor ki, likopen betakarotene göre iki kat daha etkili bir antioksidandır.

Aklınızda bulunsun:Domateslerinizi seçerken en kırmızı olanları seçin, çünkü renginin kırmızı olması betakaroten ve likopen bakımından daha zengin olduğunu göstermektedir.

Zeytinyağı - güzellik kaynağıdır!

Sıkı ve pürüzsüz bir cilt için aldığınız zeytinyağı miktarım artırın çünkü tekli doymamış yağlar ve fitonurirent antioksidan polifenollcr bakımından zengin olan zeytinyağı, günlük anti-aging cephaneliğinizin en önemli parçasıdır. 2001 yılında Journal of thc American College of Nutritonde yayınlanan bir araştırma, diyetlerin kırışıklıklar üzerindeki etkilerini incelemiş. Araştırmacılar diyetleri ve güneşe maruz kalan bölgelerde yaşayan insanların ciltlerini kıyaslamışlar ve yüksek miktarda zeytinyağı, sebze ve yeşillik tüketenlerin daha az kırışıklığa sahip olduğunu görmüşler.

Aklınızda bulunsun:Her zaman için soğuk presli islenmemiş zeytinyağı almaya özen gösterin çünkü bu rafine edilmemiş en iyi kalite zeytinlerden ısıya maruz bırakılmadan üretilmiş olan zeytinyağıdır!

Keten tohumu yağı -cildinizi sıkı ve yumuşak kılar!

Ketentohumu yağı ve ketentohumu cildi yumuşatmaya yarayan Omega-3 kaynağıdırlar ve aynı zamanda cildi sağlıkla besleyen karoten ve E vitamini bakamından da zengindirler. Ketentohumu yağı cildinizi sıkı ve yumuşak yapar. Ketentohumu lignan adı verilen koruyucu fıtonutrientler bakımından da zengindir ve bu da cildinizin hem genç hem de yumuşak kalmasını sağlar.

Daima küçük şişelerde ve dondurulmuş olan ketentohumu yağlarını tercih edin ve şişeyi açtıktan sonra altı hafta içinde tüketmeye bakın ve asla ısıtmayın, ideal dozaj günde bir ya da iki yemek kaşığı taze çekilmiş ketentohumu ya da bir yemek kaşığı soğuk presli organik ketentohumu yağıdır.

Aklınızda bulunsun:Ketentohumunun içindeki yararlı EFAlara ulaşabilmek için keten tohumlarını çekmeniz gerekmektedir. Ketentohumunu bütün olarak alın ve kahve değirmeninde çekerek tüketin.

Somon - cildinizin pürüsüz, yumuşak ve sıkı olmasını sağlar!

Balıklar özellikle de denizde tutulanlar cilt dostu, iltihaplı sivilceleri kurutmaya ve cildi nemlendirmeye yarayan Omega-3 yağ asitleri bakımından çok zengindir. Deniz somunundaki gerekli yağ asitleri kolajenlere hasar veren serbest radikallerle savaşır ve yüzdeki ince çizgilerin yok olmasını sağlar. İdeal Omega-3 yağ asidi alımı haftada yedi gramdır ve bunu da haftada iki veya üç kere balık yiyerek alabilirsiniz. Sağlıklı ve pürüzsüz bir cilt için haftada en az üç kere uskumru, somon, ton balığı ve alabalık gibi soğuk ve derin deniz balıklarını yemeye özen gösterin.

Yemişler - cildinizi içeriden nemlendirir!

Yemişler cildinizi içeriden nemlendirirler. Cildiniz için en faydalı yemişler; badem, ceviz ve soya yemişidir. Ayçiçeği ve kabak çekirdeği de aynı şekilde faydalıdır. Badem bütün yemişler içinde en besleyici olandır. Cildiniz için yararlı olan yağlan, proteini, K vitamini, kalsiyumu ve çinkoyu - kısacası cildinizin epidermisini sağlıklı kılacak her şey â#65533;#65533; içinde barındırır. Ayrıca kabuğunda, serbest radikallerle savaşmakta etkili olan çok sayıda polifenol bulunmaktadır. Cevizler ise sıkı bir cilt için gerekli olan Omega-3 yağ asitleriyle doludur. Cildinizin İçeriden nemlenmesine yardımcı olur ve sağlıklı bir ışıltı verir.

Aklınızda bulunsun:Yemişlerin kalorileri yüksektir. Bu nedenle az tüketin. Ayrıca yemişlerinizi konserve, tuzlu ve paketlenmiş yemişler yerine çiğ ve tuzsuz olarak satın almaya özen gösterin.

Avokado - güzelliğinize güzellik katar!

Avokado çok güçlü bir antioksidan olan glutatyo un en iyi kaynaklarından biridir. Avokado vücudunuzu tehlikeli oksitlenmiş yağlardan arındırır ve hücre hasarına neden olabilecek serbest radikalleri etkisiz hale getirir. çoğu insan yağlı olduğu için avokadodan uzak durmaktadır, ancak a vaka dodaki yağ makul miktarda teldi doymamış yağlardandır ki bu tür yağlar da pürüzsüz ve sıkı bir cilt için gerekli olan yağlardır. İdeal dozaj haftada 1 kere avakado yemektir.

Soya/tofu - cildinizi korur!

Orijinal halinde de olsa, tofu yapılmış da olsa soya fasulyesi tam bir cilt koruyucudur. Soyada yeni hücre büyümesini ve cildin nemini kazanmasını sağlayan bol miktarda E vitamini vardır. Et gibi, soya da tam bir proteindir. Ayrıca içerisinde bir miktar da cildi pürüzsüzleştirici Omega-3 yağ asidi bulunmaktadır. Haftada bir kaç porsiyon işlenmemiş ve tercihen fermente edilmemiş soya ürünü tüketin. Bir porsiyon, bir fincan soya sütü, 85 gram tofu ya da yarım fincan tepmeb veya misodur.

Siyah çikolata - serbest radikallerden korur!

Kakao serbest radikallerle savaşan antioksidanlar bakımından oldukça zengin olduğundan, siyah çikolata yararlı kabul edilir ancak çikolatadaki süt miktarı arttıkça, kakao içeriği İle birlikte kakaonun içerdiği en güçlü antioksidanların miktarı azalır. Siyah çikolatanın içerisindeki değerli içerikler vücudunuzu ve cildinizi serbest radikallerden ve iltihaplardan korur.

Ancak dikkat etmeniz gereken yediğiniz siyah çikolatanın en az yüzde 70 oranında kakao içermesi. Su ile hazırlanmış bir fincan sıcak kakaonun antioksidan miktarı, kırmızı şarabın antioksidan miktarından daha fazladır.

Aklınızda bulunsun:çikolatanın içerisinde azı m sanmayacak miktarda yağ bulunur. Bu nedenle siyah çikolatayı bir yiyecek olarak değil adeta bir ilaçmışçasına küçük dozlar halinde tüketmenizde fayda var. Her gün küçük bir parça siyah çikolata yeterli antioksidan desteğini sağlayacaktır.

Kuru ve taze erik - cilt kalitesini korur!

Boston Tufts Üniversitesi de yapılan son araştırmalar, kuru eriğin yaşlanma sürecini geciktirdiğini gösteriyor. Araştırma; sık yenen sebze ve meyvelerin antioksidan değerlerini ORAC Oksijen Radikali Emme Kapasitesi ölçeğini kullanarak sıralamış.

Kuru erik, yüksek antioksidan değere sahip olan yaban mersini ve kuru üzümün iki katı değerle listenin başında yer almakta. Aslında kuru erik o kadar etkilidir ki, kandaki antioksidan seviyesini yüzde 25 artırır. Her gün iki tane kuru ya da taze mevsimindeyse erik yiyin. Güzel yıkayın fakat kabuğunu soymayın, çünkü kabuklar serbest radikallerle savaşan fitonutrientler bakımından çok zengindir.

normal ciltler için cilt bakım önerileri

normal ciltler için cilt bakım önerileri

a) Rendelenmiş eima bir miktar süt ile pişirilir. Ilık olduk­tan sonra yüze sürülür. Kuruduktan sonra yüz, bir bez veya pamuk yardımıyla gülsuyuna batınlarak temizle­nir.
b) Bir kapsül A vitamini, bir kapsül D vitamini, 1-2 tath ka­şığı bal, 1-4 tatlı kaşığı elma sirkesi, kabuğu soyulmuş olgun şeftali. Şeftali ezildikten sonra, diğer malzemeler ilave edilerek karıştırılır. Temizlenmiş cilde sürülür. Ya­rım saat sonra yüz, önce sıcak sonra soğuk su ile yıka­nır.

c) Bir ölçü bal ve iki ölçü yoğurt karıştırılarak temiz olan cilde sürülür. 15-20 dakika kadar bekledikten sonra yüz, önce ılık su ile sonra soğuk su ile yıkanır.
d) Orta büyüklükte salatalık soyulup rendelenir. 1-2 bar­dak sütle birlikte karıştırılıp buzdolabında saklanır. Bu karışım temizleme sütü ve krem olarak kullanılır...

duyarlı ve hassas ciltlere öneriler

a) Bir adet muz çatal ile ezilir. Üzerine bir tatlı kaşığı krem şanti ilave edilip karıştırılır ve yüze sürülür. 15-20 daki­ka sonra ılık su ile yıkanır.
b) 20 gr badem yağı, 2 gr ispermeçet, 10 gr ıhlamur losyo­nu ve 4 gr beyaz balmumu. Yağlı maddeler ve balmu­mu eritilir. Ihlamur losyonu katılıp karıştırılır, ocaktan alındıktan sonra soğuyuncaya kadar karıştırmaya de­vam edilir.

c) Üç çorba kaşığı rendelenmiş havuç, üç çorba kaşığı ka­dar ince doğranmış marul yaprağı, on dört çorba kaşığı süt ve yedi çorba kaşığı kaynar su. Havuç ve marulun üzerine kaynar su dökülür ve sekiz saat bekletilir. Son­ra süt konularak karıştırılır. İki saat daha bekletildikten sonra süzülüp şişeye konur. Rahatlatıcı, temizleyici ve cildi duyarlı olanlar için idealdir...

Bütün ciltlere öneriler

a) Bir adet salatalık rendelendikten sonra bir kabin içeri­sinde kısık ateşte 15 dakika kaynatılır. Soğuduktan son­ra iki tatlı kaşığı badem yağı ilave edilir.
Buzdolabında birkaç gün dayanır. Gece yatmadan önce temizleme sütü ve krem olarak kullanılır.
b) 1-2 adet patates soyulup dilimlenir ve haşlandıktan sonra süzülür. Soğuduktan sonra süte ilave edilerek ka­rıştırılır. Şişeye konulup buzdolabında saklanır, kullanıl­madan önce çalkalanmalıdır. Gece yatmadan önce krem ve temizleme sütü olarak kullanılır.

c) Bir tatlı kaşığı bal, içinde eriyebileceği kadar suyla kısık ateşte karıştırılıp ocağın altı kapatılır.
d) Bir yumurta akı iyice karıştırılır, birkaç damla badem yağı ve bir kaşık bal yavaş yavaş ilave edilir. Kıvamını alıncaya kadar karıştırılır. Kuru cildi olanlar birkaç dam­la fazla badem yağı katabilirler. Buzdolabında bir hafta dayanabilir.
e) Bir tatlı kaşığı lanolin ile üç çorba kaşığı gülsuyu ayrı kaplarda ısıtılır. Sonra karıştırılır. Bir çorba kaşığı susam yağı da ısıtılarak sıcak kreme ilave edilir. Soğuyuncaya kadar karıştırılır. Kavanoza konan krem, buzdolabında iki ay kadar dayanır.
f) 1-2 çorba kaşığı bal, 1-2 çorba kaşığı gliserin, iki çor­ba kaşığı lanolin, bir veya iki damla parfüm, bir çorba kaşığı zeytinyağı eritilir. Bir başka kapta arı su ısıtılır, istenilen sıcaklık elde edilince ikisi aynı sıcaklıktayken birbirine ilave edilip karıştırılır...

Yüzdeki kırışıkları giderme

Belli bir yaşta başlayıp zamanla devam eden derinin şekil değiştirerek kırışmasıdır. Bunun için öne­riler:
a) Birer tutam yaban kekiği, gül, sinirotu, kılıçotu, yaban-gülü, ebegümeci, papatya ve öküzgözü bir kaba konu­larak üzerine beş bardak su ilave edilerek kaynatılır. So­ğuduktan sonra bir pamuk yardımı ile gerekli bölgelere sürülür.

b) Bir yumurta akı kabartılıp krema ile karıştırılır. Bir adet küçük salatalığın suyu çıkarılıp karışıma ilave edilir. Temiz yüze maske uygulanır. 20 dakika sonra yüz, ılık ma­den suyu ile yıkanır.
c) Birer tutam eritilmiş balmumu, bal, acıbadem yağı ve susam kökü bir kaba konularak merhem kıvamına ge­linceye kadar karıştırılır ve yüze sürülür.
d) Bir yumurtanın akı çırpılıp, yüzün kırışmaya yüz tutmuş ya da kırışması muhtemel kısımlarına krem gibi sürülür. Kuruyuncaya kadar 20 dakika kadar bekletildikten son­ra ılık su ile yıkanmalıdır.
e) Bir yumurtanın sarısı, bekletildikten sonra 3-5 damla li­mon damlatılmış su ile yüz yıkanır.
f) Bir kapta bir yumurta akı, 20 gr iyi zeytinyağı, 15 gr def­ne suyu ve 10 gr şap (ince dövülmüş) çırpılarak karıştı­rılır ve krem haline getirilir. Sonra bir tülbente sıvanır ve tülbent elektrik ısıtıcısı ile uzaktan biraz ısıtılır. Bez üze­rindeki macun hafif katılaşınca ılık halde yüze konur. 20 dakika sonra çıkartılıp ılık su ile yüz yıkanır.
g) Birer tutam acıbadem yağı, eritilmiş balmumu ve susam kökü bir kaba konulup üzerine yeteri kadar bal ilave edilerek merhem kıvamına getirilerek yüze sürülür...

Cilde güzellik katma

Yaş ilerledikçe meydana gelen hormonal değişimler,alerjiye karşı vücudun vermiş olduğu tepki, hava değişimleri, hava kirliliği cildi olumsuz yönde etkiler.
Aynı zamanda stres, aşın yorgunluk, dengesiz beslenme, yaralanmalar, yanıklar, güneş alerjisi, güneşte fazla kalınma­sı ve sigara içilmesi cildi olumsuz yönde etkilemektedir.

a) ikişer tutam biberiye, adaçayı ve kekik bir kaba konula­rak yeteri kadar su ilave edilerek kaynatılır. Soğuduktan sonra içilir.
b) ikişer tutam biberiye, kekik, adaçayı yeteri kadar suyla birlikte kaynatılır. Soğuduktan sonra bir pamuk yardımı
ile cilde sürülür.
c) Bir çay kaşığı safran ve bir tatlı kaşığı anason yeteri ka­dar su ile birlikte kaynatılır. Soğuduktan sonra içilir....

cilt kuvvetlendirme ve besleme

Hangi türde cilt olursa olsun korunması gerekir. Cilt mutlaka sık temizlenmeli, gözenekler açıl­malı ve hava alması sağlanmalıdır. Bunun için öneriler:
a) Birer tutam oğulotu, kekik, ebegümeci, fesleğen, biberi­ye ve yabani kekik bir kaba konur. Üzerine yeteri kadar su ilave edilerek kaynatılır. Bir gece dinlenmeye bırakıl­dıktan sonra günde bir defa bir çay bardağı ile içilir.

b) İki çorba kaşığı yulaf unu iki bardak su ilave edilerek bulamaç gibi pişirildikten sonra süzülür. Yulaf bulama­cı, çiğ sütün kaymağı ile yumuşak bir macun haline ge­tirilerek yüze ve boyna sürülür. 20-25 dakika sonra yüz, süzülen yulaf suyu ile çalkalanır. Sonra sulandırılmış süt ile çalkalanıp kurutulur. Yapılan bu uygulama cildi hem kuvvetlendirir, besler hem de yumuşatır.
c) Yedişer tutam biberiye, kekik, ebegümeci ve yabani ke­kik üzerine yeteri kadar su ilave edilerek kaynatılır. Bir gece dinlenmeye bırakıldıktan sonra pamuk veya bir parça bez yardımıyla gerekli bölgelere sürülür.
d) Yarım, olgun avokado, yeterince taze ve çiğ süt, bir tat­lı kaşığı bal ve bir tatlı kaşığı polen kıvama gelinceye kadar karıştırılır. Temizlenmiş yüz ve boyna sürülür.. Yak­laşık yarım saat bekletildikten sonra soğuk su ile yıkanır. Bu maskeden sonra yüze ve boyna bitkisel bir losyon sürülmelidir. Bu uygulama cildi beslediği gibi caniı bir görünüm almasını da sağlayacaktır...

Cilt çatlaklarını giderme

a) Birer tutam susam yağı, balmumu ve zift karıştırılarak hafif ateşte ısıtılır ve çatlaklara sürülür.
b) İki adet yumurtanın akı ile bir tatlı kaşığı şap bir kabın içerisinde iyice karıştırılarak merhem kıvamına getirilir. Elde edilen bu karışım çatlaklara sürülür.

c) Havuç yağı, kayısı yağı, çörekotu yağı, kantaron yağı, melisa yağı, badem yağı, saf zeytinyağı, keten yağı, ka­kao yağı ve gliserin yağı çatlayan ve kuruyan bölgelere masaj yapılarak sürülür...

Güzellik için maskeler

Cilt maskeleri ile gün­lük bakıma başlarken cildi yumuşatmak ve gö­zenekleri açmak için mutlaka buhar banyosu yapılmalıdır.
a) Bir adet elma rendelenir ve yeteri kadar krema ilave edilerek macun kıvamına getirilir. Akşamları yüz ve boyun kısmına sürülür.

b) Bir tutam kırmızı gül, ebegümeci, böğürtlen ve kırlangıçotu bir kaba konulur. Yeteri kadar su ilave edilerek kaynatılır. Soğuduktan sonra süzülür, akşamları yüz ve boyun çevresine uygulanır...

Göğüste çatlaklıklar

Göğüs çatlakları genellikle bebek emziren bayan­larda görülmektedir. Bu çatlaklar hem anne sütünden hem de bebek tükürüğünden meydana gelmekte­dir. Dikkat edilmelidir, aksi takdirde mikrop kapma olasılığı yüksek olmakla birlikte doktora görünmekte fayda vardır.

Bunun için bazı öneriler:
a) İkişer tutam boyotu, sığırkuyruğu çiçeği ve yabangül çi­çeği bir kaba konularak üzerine yeteri kadar su ilave edilerek kaynatılır. Soğuduktan sonra göğüsler bu su iîe yıkanır.
b) Birer tutam akpapatya yaprağı, karakafes otu ve akhuş ağacı yemişleri yeteri kadar su ilave edilerek kaynatılır. Soğuduktan sonra pamuk veya bir parça bez yardımıy­la çatlak bölgelere sürülür....

Göz kanlanması

Gözlerin kanlanması, gözün damarların genişle­mesi ve gözdeki beyaz kısmının iltihaplı bir durum alması sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. İlk olarak yapılması gereken bir doktora başvurulmalıdır. Bitkilerle ya­pılacak maskeler:
a) Birer tutam papatya, ebegümeci, mavi kantaron ve kır­mızı gül bir kaba konularak, üzerine yeteri kadar su ila­ve edilerek kaynatılır. Soğuduktan sonra gözlere yavaş yavaş sürmek suretiyle uygulanır.

b) iki diş sarımsak ve bir tatlı kaşığı toz şeker bir kabın içe­risinde iyice ezilir. Bir bez yardımı iie gözlere sürülür.
c) Birer çay bardağı nohut ve üzerlik tohumu tozu bir ka­bın içerisinde iyice ezilerek toz haline getirilir. Daha sonra yumurta akı ilave edilerek merhem kıvamına gel­diği zaman alna konur..

İnce görünmenin incelikleri

İnce görünmenin incelikleriİnce görünmenin incelikleri

 

Bir iki kilonun lafı bile olmaz, ben hilelerimle onları yok ederim� dedirtecek harika önerileri mutlaka uygulamalısınız.

�Amaan bütün kış diyet yaptım, bari tatilde rahatça istediğimi yiyeyim� rehavetine kapılmış olabilirsiniz. Tamam kabul! Ama bir davete gideceğiniz sırada ya en beğendiğiniz kıyafetinizin içine sığamazsanız? Ya da kilolarınızla balık eti kıvamında yaşamaya bünyeniz alışsa da ruh sağlığınızı korumak için aynada kendinizi ince görmek istiyorsanız... Üstelik dergilerde fotoshop mucizesiyle �sıfır beden� kadınlar sinirinize de dokunurken! İnsanın böyle zamanlarda bir yerlerde düğmeye basıp �tıss� diye sönüp bir deri bir kemik kalası geliyor. Ama nerdee! Boşa kürek sallamayalım boş lakırdıyla. Gereksiz hayıflanmalar ve afaki hayaller yerine size cebinizde saklamalık pırlanta gibi önerilerimiz var. Saç şeklinizden kıyafetinizdeki detaylara, bitki çayı kürlerinden makyajınıza kadar küçük hilelerle nasıl daha zayıf görünebileceğinizi derledik bu yazıda. Bu tavsiyelerle emin olun birkaç kilo daha zayıf görüneceksiniz! E hadi abartmamak kaydıyla, çıldırtan dondurmalar, meyveli alkollü kokteyller ve iştah kabartan barbekülerin tadına bakmak için izniniz var. En azından ince görünmenin incelikleriyle içiniz biraz rahat olsun! İşte tepeden tırnağa zayıf görünme formülleri! Saçların kesimine dikkat � Katlı kesilmiş saçlar, yanakları iki taraftan kısmen kapatarak toplu yüzlerin daha ince görünmesini sağlar.
� Perçem şeklinde alına düşen kakül, yüzü boy olarak kısalttığı için daha toplu gözükmesine neden olur. Oysa ki kaküllerinizi iki yandan geriye doğru fönlediğinizde, yüzünüzü enlemesine dar ve ince gösterirsiniz.
� Unutmayın ki saç ne kadar kabarıksa etrafını sardığı yüz o kadar küçük görünecektir. İyisi mi dolgunlaştırıcı şampuanları yazın banyonuzdan eksik etmeyin.
� Saçta değişik renk tonlarının yaratacağı hareket, yüzlerin yuvarlaklığını, yanakların tombulluğunu kamufle edecektir. Tatile çıkmadan önce iyi bir kuaföre uğrayıp, saçınızın açık tonlarından hareketli dokunuşlar kazandırın. DİKKAT! Uzun uzun salınan saçlar havalı görünebilir ama unutmayın ki uzun saç ağır olacağı için kendini sönük bir şekilde aşağı bırakacaktır. Saçınızın hacimli durmasını sağlamak için, özellikle kesimi katsızsa, boynu omuz hizasından daha uzun tutmamalısınız. Makyajla hatlarınızı belirginleştirin � Koyu rengin ince gösterdiği gerçeğinin yüzünüz için de geçerli olduğunu unutmayın ve her şeyden önce teninizi bir şekilde brozlaştırın. Bu sıcak yaz günlerinde pek zor olmasa gerek!
� İnce yüz demek kemikli yüz demektir. Dolayısıyla birkaç makyaj hilesiyle yüzün kemiklerini vurgulamak gerekiyor. Bunun için elmacık kemiklerinin alt kısmına koyu bir fondötenle gölge düşürebilirsiniz. Tam kemiklerin üzerine de açık renk bir allık uygulayıp iyice belirginleşmesini sağlayın.
� Makyaj yapmadan yarım saat önce yüzünüze uygulayacağınız buz kopresi, yüzünüzdeki şişkinlikleri indirmeye yardımcı olacaktır. DİKKAT! Gözün içine çekilen siyah kalem gözleri küçük gösterdiği için yüzün geri kalan kısmını daha da ortaya çıkartır. Gözün etkisini artırmak için gözün içine beyaz renk uygulamalısınız. Duruşunuz 3 kilo fark ettiriyor � Her şeyden önce dik durmayı bedeninize öğretin. Başınızdan bir iple yukarı doğru çekildiğinizi hissedin ve yürüyüşünüze bu duyguyu adapte edin.
� Karnınızı içeri çekip omuzlarınızı geride tutarak yürüyün. İnanın bu yeni yürüyüşün etkisi vereceğiniz üç kiloya bedel. DİKKAT! Fotoğraf çektirirken başınızı yukarı kaldırmak yerine aşağı doğru eğin. Yüzünüzün daha ince çıktığını göreceksiniz. Ayrıca kolları vücudunuza yapıştırarak daha tıknaz resim vereceğinizi unutmayın. Kalçalara etek kamuflajı � Kıyafet seçiminde dikkat etmeniz gereken ilk nokta güvendiğiniz yerinizi ön planda tutmaktır. İnce bacaklarınız varsa mini etek giyebilir, göğüs dekolteniz güzelse derin v yakalı üstler giyip dikkati oraya doğru çekebilirsiniz. Böylelikle kusurlu bölgeleriniz ister istemez göze batmayacaktır.
� Geniş kalçaların gizli silahı eteklerdir. Kalkıp da mini etek giyin demiyoruz elbette ama uzun ya da diz hizasındaki etekler basenlerdeki fazlalıkları belirsizleştirip bilakis J.Lo. havasında seksi bir kalça görüntüsü yaratacaktır.
� Basen problemi olup �yok ben pantolon rahatlığından vazgeçmem� diyorsanız da size uzun boru paça pantolonları tavsiye ediyoruz. Kalçayı sımsıkı saran pantolonlar yerine kalçanın şeklini ele vermeyen boru paçalar sizin için ideal olacaktır.
� İri desenli, beyaz renk, jarse kumaş üst bölgesi kalın olanlar için gerçek birer düşman. Göbekli vücutlar koyu renk ve çok dar ve ince kumaşlı olmayan üstlerle kamufle edilmeli. Ama boyuna çizgili bir elbisenin sizi olduğunuzdandaha ince göstereceğinizden emin olabilirsiniz.
� Yüksek belli pantolonlar göbekli vücutlarda göbeği daha da ortaya çıkartır. Düşük beller zaten göbeği kapatamaz bile. Bu durumda tercih etmeniz gereken ikisinin ortasında bir bel kesimi olacaktır. Bunu da pantolonun ağ dikişinden itibaren karışınızla ölçebilirsiniz. Ağdan belin bittiği yere kadar bir tam karış mesafesi varsa beli uygundur!
� Etek olarak pilili değil kloş ya da dar etekleri seçmelisiniz. Pilili etekler olduğunuzdan kilolu gösterecektir.
� Beliniz kalınsa kemerinizi belin çok az altında biraz da bol bir şekilde tutmanızda yarar var. Bu şekilde göbeğinizi kemerin üstünden ya da altından çıkartmak yerine tam altında gizleyecek şekilde kamufle etmiş olursunuz.
� Dolgu topuklar çok moda olmasına rağmen tıknaz bir görüntüye neden oluyor. İnce topuklu ayakkabılar her zaman daha zarif ve ince bir duruşa sahip olmanızı sağlar. Acil çözüm � Bitkisel çayların bol miktarda tüketilmesi vücutta biriken toksinlerin atılmasını kolaylaştırır. Her gün bitki çayı karışımından en az 4 bardak için. Bitki çayı: Porselen demlik içerisinde 1 tatlı kaşığı adaçayı, 1 çay kaşığı biberiye, 2 adet funda yaprağı, 1 tutam ardıç tohumu, 1 tutam mısır püskülü, mersin yaprağı ve kiraz sapı, 2 poşet yeşil çay, 1 poşet elma çayı, çubuk tarçın, 3 adet kurutulmuş elma kabuğu, 2 adet tane karanfil 10 dakika sıcak suda demleyin. Süzün, 1 dilim limon ekleyip, şekersiz için. Bu tonik dışında; papatya, nane, mate, rezene, ısırgan, ekinezya, melisa, kara hindiba çayları da tercih edilebilir.
� Kafein içeriği yüksek olan kahveler, çay, gazlı içecekleri hiç tüketmeyin.
� Baharatlar stimule edici, canlandırıcı etkileriyle fasting programlarına yardımcıdırlar. Özellikle taze zencefil, kimyon, biberiye muskad, ve kişniş tohumunun güçlü toksin atıcı etkilerinden faydalanılmalıdır.
� Mevsim meyvelerinden aşırı olmamak kaydıyla tüketmeye gayrat edin.
� Bitki suları, probiyotik yoğurt ve sebze çorbalarını sık sık tüketmeyi de ihmal etmemelisiniz...


117 milyon çocuk obezite tehdidi altında

117 milyon çocuk obezite tehdidi altında117 milyon çocuk obezite tehdidi altında

Gıda reklamlarının çocuklar üzerindeki etkisi ve okul kantinlerinde satılan gıdaların içeriğine işaret edilerek, çocuklar ve toplumumuz hızla sağlığını kaybetmeden tüm kesimlerin üzerine düşeni yapması gerektiği ifade edildi.



Tüketici Hakları Derneği (THD) Genel Başkanı Turhan Çakar, gıda reklamlarının çocuklar üzerindeki etkisi ve okul
kantinlerinde satılan gıdaların içeriğine işaret ederek, "Çocuklar ve toplumumuz hızla sağlığını kaybetmeden tüm kesimler üzerine düşeni yapmalı" dedi. Çakar, 15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü etkinleri çerçevesinde Dernek
Genel Merkezinde "Çocuklara Yönelik Reklamların Çocuklar Üzerindeki Etkisi" konulu bir basın toplantısı düzenledi. 13 milyar dolarlık reklam THD Başkanı, çokuluslu şirketlerin 2006 yılında internet oyunları, sosyalleşme siteleri, çizgi film karakterleri ve bunlara bağlı ünlü kuruluşlar aracılığıyla gıda, alkolsüz içecek ve şekerleme alanındaki reklamlara harcadıkları paranın 13 milyar dolar olduğuna dikkat çekti. Obezite ile savaş
Turhan Çakar, THD�nin, çocuklara yüksek kalorili ama düşük besin değerli gıdaların pazarlanmasının alan ve boyutunun kısıtlanması için dünya çapında teklifler başlatan Uluslararası Tüketiciler Birliği�ne ve Uluslararası Obeziteyle Mücadele Gücü�ne katıldığını bildirdi. Bu kuruluşların Dünya Sağlık Örgütünü "çocuklara gıda pazarlamaya yönelik uluslararası düzenlemeyi" benimsemeye ve ulusal gıda pazarlaması mevzuatıyla bu düzenlemenin birleştirilmesine çağrıda bulunduğunu anlatan Çakar, "Bu düzenlemenin benimsenmesi obeziteyle
ilgili hastalıklar tarafından halihazırda tehdit edilen 117 milyon çocuğa yardım açısından büyük bir adım olacaktır" dedi. Sağlıksız gıdaları teşvik eden reklamlar engellenmeli
Çakar, Uluslararası Tüketiciler Birliği ve Uluslararası Obeziteyle Mücadele Gücü�nün, Dünya Sağlık Örgütünün üye devletlerinin söz konusu düzenlemede yer alan, "Saat sabah 6 ile akşam 9 arasında sağlıksız gıdaları teşvik eden reklamların radyo televizyonlarda yasaklanması, internet siteleri, sosyalleşme siteleri gibi yeni medyayı kullanarak sağlıksız gıdaların pazarlanmasının engellenmesi, okullarda sağlıksız gıdaların teşvikinin engellenmesi, sağlıksız gıdaların pazarlanmasında ünlülerin, çizgi film karakterlerinin ve yarışmaların kullanılmaması" tavsiyelerini kabul etmelerini isteyeceğini belirtti...

milliyet.com.tr....

Aromaterapi bitkileri faydasız mı

Aromaterapi bitkileri faydasız mıAromaterapi bitkileri faydasız mı

ABD�nin Ohio Devlet Üniversitesinde yapılan bir araştırmada, kokuların hiçbirinin stres, bağışıklık durumu, ağrı kontrolü ya da yara iyileşmesinin göstergeleri olan biyokimyasal parametreler üzerine olumlu etkisi olmadığı belirlendi.



Merkezi Konya�da bulunan Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Müdürü Prof. Dr. Nazmi Zengin, yaptığı açıklamada, aromaterapinin, bitkilerin kök, çiçek ve yapraklarından elde edilen yağ özleriyle yapılan bir alternatif tedavi yöntemi olduğunun düşünüldüğünü söyledi. Kökü binlerce binlerce yıl öncesine dayanan bu yöntem çerçevesinde önemli bir pazarın oluştuğunu ifade eden Zengin, "Bu tedavinin etkili olduğu kulaktan kulağa, basın yoluyla, özellikle de internet ortamındaki web siteleri ve mail grupları yoluyla yayılıyor. Ama bu konuda yapılmış bilimsel çalışmaların sayısı oldukça az" dedi. Zengin, insanların yüzyıllardır aromatik bitkileri sağlığa ve güzelliğe iyi geldiği, stresi ve baş ağrısını giderdiği, yaraları iyileştirdiği inancıyla kullanmaya devam ettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: "Gerçekte aromatik bitkilerin sanıldığı gibi insan sağlığı üzerinde bir faydası olmadığı yapılan bilimsel çalışma ile tespit edilmiş. Bu konuda en son ABD�nin Ohio Devlet Üniversitesi Sağlık Psikolojisi Bölümü�nden Janice Kiecolt-Glaser ve arkadaşları tarafından bir araştırma yapıldı. 54 denek üzerinde yapılan bilimsel çalışmada, kokuların hiçbirinin stres, bağışıklık durumu, ağrı kontrolü ya da yara iyileşmesinin göstergeleri olan biyokimyasal parametreler üzerine herhangi bir olumlu etkisi olmadığı belirlenmiş. Ayrıca yapılan araştırmada bazı durumlarda aromatik yağ uygulamasının saf su uygulaması kadar bile etkili olmadığı tespit edilmiş." Zengin, milyonlarca doların döndüğü büyük bir sektör haline gelen aromaterapinin, yapılan bu araştırma ile sağlığa olumlu ya da olumsuz etkisi olmadığının kesinleştiğini dile getirerek, "Bu yağların kokusu güzel olabilir ve kokusunu sevdiğiniz için para verip alabilirsiniz ancak sağlığınıza iyi geleceğini düşünerek bunlara para verirseniz aldanıyorsunuz demektir" dedi....

milliyet.com.tr...

Hafızaya dost besinler

Hafızaya dost besinlerHafızaya dost besinler

Yeme bozuklukları, stres, depresyon, vitamin eksiklikleri unutkanlığın nedenleri arasında sayılıyor. Hafızayı güçlendirmek için doğru besin tüketimi önemli.


Elma
Günde bir ya da iki adet elma, unutkanlığı bir kenara bırakmanıza yardımcı olur. Elmanın içinde bulunan antioksidan madde hafızanın güçlenmesini sağlar. Beyindeki hücrelerin serbest radikallerden etkilenmesini engeller.Yapılan araştırmalar alzheimer hastalığına yakalanmış kişilerin günde iki elma yiyerek oldukça büyük gelişme gösterdiklerini ortaya koymuştur. Omega 3
Omega 3 hafızayı güçlendirir. Somon, ton, sardalye balıklarında oldukça fazla miktarda bulunur. Omega 3 içeren bu balıkları haftada en az iki defa tüketmek gerekmektedir. Omega 3�ün en iyi bitkisel kaynakları arasında koyu yeşil yapraklı sebzeler, yağlı tohumlar ve ketentohumu sayılmaktadır. Ceviz, badem ve fındık da Omega 3 kaynaklarıdır. Demir
Demir, hafızanın daha iyi çalışmasını salar. Yeme alışkanlıklannız içinde demir içeren besinler az sayıdaysa hafızanız ile ilgili problem yaşamanız doğaldır. Demirin beyne oksijen taşınmasında çok önemli bir rolü vardır. Kırmızı et, kuru baklagiller, koyu yeşil sebzeler, domates ve pekmez demir açısından zengin olan yiyeceklerdir. Domates
Domateste bulunan ve oldukça güçlü bir antioksidan olan likopen, alzheimer gibi hafızanın zayıflamasına yol açan hastalıklara karşı oldukça etkilidir. Bu nedenle bol bol domates tüketmeye çalışmalısınız. Fındık
Yapılan araştırmalar E vitamininin zayıflayan hafızaya oldukça yardımcı olduğunu ortaya koymuştur. E vitamini açısından oldukça zengin olan fındık yemek de, bu nedenle beyin için yararlıdır. Aynı zamanda bitkisel yağlar, yerfıstığı, ayçekirdeği ve buğday E vitamini açısından zengin besinlerdir. Brokoli
C vitamini de hafıza açısından oldukça yararlıdır ve C vitamini içeren besinlerin başında brokoli gelir. Brokoli hem hafızaya hem de diğer hastalıklara iyi gelen bir yiyecektir. Bu nedenle mümkün olduğunca çok tüketilmesinde fayda vardır. Ayrıca turunçgiller, kivi, patates, karnabahar, kavun, çilek, incir, kırmızı ve yeşil biber de bol C vitamini içerir. Unutkanlık nedenleri
Aşırı stresli ortamda bulunmak unutkanlığın en büyük nedenlerinden biridir.
Zihinsel meşguliyetin fazla olması da hafızayı yavaşlatır.
Depresyon geçiriyor olmak unutkanlığa neden olabilir.
Aşırı sorumluk duygusundan dolayı çok ayrıntılara dalmak da unutkanlığa neden olur.
Hafızayı yavaşlatan nedenlerden biri de beslenme bozukluklarıdır.
Bazı kaygı bozuklukları, şizofreni, bunama, kafa yaralanmaları, beyin kanamaları ve alzheimer gibi hastalıklar unutkanlığa yol açar.

Vitamin eksiklikleri de bir başka nedendir.

Sağlığınız için 5 strateji

Sağlığınız için 5 stratejiSağlığınız için 5 strateji

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi�ne göre herkes en yüksek düzeyde sağlıklı olma ve sağlık hizmeti alma temel hakkına sahiptir.


Sağlık sorunları çok çeşitlidir. Tedavi için gerekli uzman kişiler, teknik ekipman, mekân gibi kaynaklar ise her zaman sınırlıdır. Bu durum tüm dünya için geçerlidir. Sağlık hizmetlerinin temel amacı kişileri hastalıklardan korumaktır. Ancak her türlü çabaya karşın herkesi hastalıklardan korumak mümkün olmaz, bazıları hastalanır. Bu durumda ise tedavi söz konusudur. Tedavi maliyeti koruyucu sağlık hizmeti maliyetinden daha yüksektir ve zor bir süreçtir. Kişiye yönelik koruyucu hizmetler doğrudan bireyleri ilgilendirdiği için herkesin, bu konuya özen göstermesi önemlidir.
Özellikle gençlere yönelik koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında üreme sağlığı, cinsel sağlık, gebelikten korunma yöntemleri, madde bağımlılığı, sigarayla savaş gibi konular en başta gelir. Bunun yanı sıra bağışıklama yoluyla toplumun yüzde 85-90�ı bir hastalığa karşı bağışık duruma getirilirse o hastalık kontrol altına alınabilir. Bulaşıcı hastalıklardan korunmada en etkili yollardan biridir. Hastalanmadan önlem alın Hastalıklar ne kadar erken dönemde teşhis edilirse tedavileri de o kadar kolay, başarılı ve ekonomik olur. Kişiler bu konuda eğitilmeli ve sağlık personeli de bu konuya önem vermelidir. Hastalıklar kötü beslenen kişilerde daha ağır klinik tablolar gösterir. Kişilerin beslenmelerinin yeterli ve dengeli olması, hastalıklardan, ölüm ve sakatlıklardan koruyabilir.
Mayo Clinic tarafından Mart ayında yayımlanan yeni bir araştırma, beş önemli sağlık stratejisiyle yılda 100 binden fazla hayat kurtarılabileceğini gösterdi. Masraftan korkmak, yoğun yaşam ve iş programları veya sadece doktordan kaçınmak, kişilerin önleyici bakım almalarına engel oluyor. Ancak önemli taramaları atlamak, hastalık riskini veya bir hastalığın tedavisinin daha zor olduğu ileri bir safhada teşhis edilme riskini artırıyor. Araştırmanın sonucunda çıkan yapılması gereken beş unsur şunlar: 1 Her sene grip aşısı olmak: Eğer 50 yaş ve üstündeki yetişkinlerin yüzde 90�ı her yıl grip aşısı olsaydı yılda 12 bin kişinin hayatı kurtulurdu. Yetişkinlerin yaklaşık yüzde 37�si grip aşısı oluyor. 2 Meme kanseri taramalarını düzenli yaptırmak: 40 yaş ve üzerindeki kadınların en az iki senede bir mamogram çektirmesi ve klinik bir muayeneden geçmesi gerekiyor. Eğer kadınların yüzde 90�ı bunu yapsaydı her yıl 3 bin 700 kişinin hayatı kurtulurdu. Bugün, bu yaş grubundaki kadınların yüzde 67�si son iki yılda meme kanseri taramasından geçmiş. 3 Kolorektal kanser taramalarını yaptırmak: 50 yaş; bir doktora, kolorektal tarama seçeneğiyle ilgili danışmanın ve bunu yaptırmanın tam zamanıdır. Eğer yetişkinlerin yüzde 90�ı bu taramayı gerektiği zaman yaptırıyor olsaydı her yıl 14 bin kişinin hayatı kurtulurdu. Bu yaş grubundaki yetişkinlerin yüzde 50�den azı bu taramayı yaptırmış. 4 Bir doktora aspirin terapisini sormak: Eğer 65 yaş üzerindeki kadınlar ve 40 yaşın üzerindeki erkeklerin yüzde 90�ı kalp krizini veya inmeyi engellemek için günde bir aspirin alsaydı her yıl 45 bin kişinin hayatı kurtulurdu. Ancak aspirine başlamadan önce bir doktora danışmak önemli. Erken teşhis ve koruyucu sağlık hizmetlerine mutlaka zaman ayırın. 5 Bir doktorla sigarayı bırakma yollarıyla ilgili konuşmak: Eğer sigara içenlerin yüzde 90�ına doktorları tarafından sigarayı bırakmaları önerilseydi ve yardımcı olmak için ilaç ve diğer kaynaklar sunulsaydı her yıl 42 bin kişinin hayatı kurtulurdu. Bugün sigara içenlerin sadece yüzde 28�i bu hizmetleri alıyor.

Doğru beslenme başarıyı artırıyor

Doğru beslenme başarıyı artırıyorDoğru beslenme başarıyı artırıyor

Kahvaltı bir çocuğun okuldaki başarısını ve dikkatini etkileyen günün en önemli öğünü. Kahvaltı uzun bir gece açlığından sonra vücudun enerji almasını ve güne başlamasını sağlar



Kahvaltı çok önemli!

Kahvaltı bir çocuğun okuldaki başarısını ve dikkatini etkileyen günün en önemli öğünü. Kahvaltı uzun bir gece açlığından sonra vücudun enerji almasını ve güne başlamasını sağlar. Ayrıca kahvaltı yapan bir çocuk okulda bulunduğu süre boyunca abur cubura yönelir. Bu yüzden çocukların kahvaltı yapmaları şarttır. Kahvaltıda muhakkak süt, peynir, yumurta gibi protein kaynakları, domates, havuç, salatalık gibi sebzeler ve ekmek olmalıdır. Çocuk fazla kilolu değilse pekmez, reçel veya bal tüketilebilir. Salam, sosis, sucuk gibi yağlı ve nitrit-nitrat içeriği yüksek olan besinlerin fazla tüketilmemesi önerilmektedir.

Tenefüste meyve, süt

Çocuğun tenefüslerde okul kantininden cips, çikolata, hazır meyve suları, kola gibi abur cuburları almasını önlemek için muhakkak yanına meyve, kuru meyve, süt, sebze çubukları veya evde yapılmış küçük kekler gibi alternatif besinler konulmalı ve ara öğün yeme alışkanlığı kazandırılmalıdır. Çocuğun beslenmesine büyük bir elma yerine, 2 çeşit küçük meyve konulması çok daha mantıklıdır. Çünkü çocuk büyük bir meyveyi tüketmekte zorlanabilir...

Hızlı kalori yakıcılar

Hızlı kalori yakıcılarHızlı kalori yakıcılar

Şekerleme ve çikolata tüketiminin ucunu kaçırdıysanız ve pişmanlık duygusuyla aldığınız kalorilerden hemen kurtulmak istiyorsanız, bu hızlı kalori yakma yöntemlerini deneyin.


2 adet naneli bitter çikolata Anında yakın: Kollarınız göğüs hizasında ve dirsekten kıvrık şekilde ayakta durun. Elinize ağzına kadar su dolu büyük bir bardak alın. Olduğunuz yerde aşağı, yukarı yaylanarak adım atın. Hareketi 3'er dakikalık 3 set halinde tekrarlayın. Aralarda 30 saniye dinlenin. Ya da 20 dakika boyunca cam silin. 5 parça yüze 70 bitter çikolata= 95 kalori Anında yakın: Bacaklarınızı çok az aralayın. Dizlerinizi bükün ve parmak uçlarınızda durun. Kollarınızı öne doğru uzatın, omuz hizasında açın, dirseklerinizden yukarı doğru bükün. Ardından zıplayarak bir daire çizin. Her bir daireyi, bir tur olarak duşunun. Hareketi 10 turdan 3 set olarak tekrarlayın. Ya da 20 dakika boyunca merdiven çıkın. 2 adet yumuşak şeker: Yaklaşık 46 kalori Anında yakın: Yerde kollarınız, dirsekleriniz ve ayak parmaklarınızdan destek alarak dümdüz durun. Ardından ayaklarınızı yerden kaldırmadan sol dizinizi göğsünüze çekin ve tekrar eski pozisyonuna gelirin. Sağ dizinizle de tekrarlayın. İki dakika boyunca yapın. Ya da d20 dakika yürüyün...


milliyet.com.tr...

Baharınız kabus olmasın

Baharınız kabus olmasınBaharınız kabus olmasın

Baharla birlikte başlayan aksırıklar, burun akıntısı, gözlerde kızarma ve sulanma, en sık rastlanan alerjik hastalık olan bahar nezlesinin belirtilerilerinden bazıları.
24 Mart 2008 Pazartesi
Alerjisi olanlar için bahar kâbusa dönüşebilir. Baharla birlikte başlayan aksırıklar, burun akıntısı, gözlerde kızarma ve sulanma, en sık rastlanan alerjik hastalık olan bahar nezlesinin belirtilerilerinden bazıları. Bahar aylarında sık görülen saman nezlesi (alerjik rinit) hastalığı birçok kişinin yaşam kalitesini bozuyor. Toplumun yüzde 20�sini etkileyen bu hastalıkla ilgili merak edilenler hakkında kulak burun boğaz uzmanı Dr. Süreyya Şeneldir, bilgi verdi. Alerjik rinit, en sık görülen alerjik hastalıktır. Toplumun yaklaşık yüzde 20�sini etkilemektedir.
Bazı kişiler alerjik riniti çok hafif atlatırken bazıları için çok ağır geçer. Hatta işlerini engelleyerek yaşam kalitesini bozar. Hastalık her yaşta ortaya çıkabilir ancak genelde 1 - 20 yaş arası başlar. Çoğunlukla ailede aynı ya da benzeri hastalıklar mevcuttur. Temel belirtileri Burunda kaşıntı, sulanma, hapşırma, aksırma nöbetleri, damakta kaşınma, öksürük ve boğaz ağrısı, boğazı temizleme isteği, gözlerde sulanma, kaşıntı temel belirtilerdir.
Havada taşınabilecek kadar küçük ve hafif olan hayvan ve bitki proteinleri gözümüz, burnumuz ve boğazımızdaki zarlar üzerinde birikirler. Polenler, mantar sporları, hayvan tüyleri ve ev tozları bu parçacıkların en sık rastlanılanlarıdır. İlkbaharın erken dönemlerinde alerjik rinite sıklıkla polenler veya çevrede yaygın olarak bulunan ağaçlar neden olmaktadır. İlkbaharın geç dönemlerinde ise polenler çayırlardan kaynaklanmaktadır. Renkli süs bitkileri nadiren alerjiye neden olurlar, çünkü polenleri havayla taşınamayacak kadar ağırdır. Polenden korunmak için; * Polenlerin en fazla uçuştuğu sabah saat 05.00 - 10.00 arası açık havaya çıkmayın. Ağız ve burnu kapatan maskeyle çıkabilirsiniz.
* Polen zamanı açık havada spor yapmayın.
* Saçlar tozu tutar. Bu nedenle her akşam saçlarınızı yıkayıp duş alın.
* Çocukların sokaktan geldikten sonra üstlerini hemen değiştirmelerini sağlayın.
* Arabada giderken camları açmayın. Hava değişimi için klimadan yararlanın.
* Tatil için deniz kenarını tercih edin.
* Dışarıda gözlük ve şapka kullanın. Gözlükleri hergün akan suyun altında yıkayın.
* Çim biçmekten kaçının veya maskeyle yapın.


milliyet.com.tr....

Güzelliğiniz için çiğ yiyin

Güzelliğiniz için çiğ yiyinGüzelliğiniz için çiğ yiyin

Cilt güzelliğinin sırrı sağlıklı beslenmede yatıyor. Uzmanlar, beslenme alışkanlıklarını değiştirerek cilt, saç ve tırnaklardaki olumlu değişimin fark edileceğini belirtiyor.


Cilt esnekliği için C vitamini, saç beyazlamasına karşı çinko, sağlıklı tırnaklar ve parlak saçlara sahip olmak için de salatalık ve domateste bulunan silika öneriliyor. Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü�nden Uz. Dr. Ayfer Aydın dış görünüşümüzün iç sağlığımızın aynası olduğunu belirterek, �Yiyip içtiğimiz her şey, meyveler ve sebzeler cilt sağlığımız için büyük önem taşır. İşlenmiş ve katkı maddeleri içeren hazır gıdalar, tütsülenmiş etler, dondurucuda bekletilmiş hazır yiyecekler son derece sağlıksızdır� diyor.
Suyun cildimiz için önemli bir toksin atma yolu olduğunu hatırlatan Dr. Aydın, şu bilgileri veriyor: Kırışıklığa karşı günde iki litre su Yaşla birlikte deri giderek nem oranını ve esnekliğini kaybeder. Bunu çok ucuz ve çok sağlıklı bir şekilde çözecek tek şey bol su içmektir. Bol su içmekle derinin hem nem oranı artar hem de su yolu ile çok sayıda toksin atılarak cildimiz parlak, diri ve genç kalır. Günde en az iki litre su içerek hücreleri temizlemek, dolgunlaştırmak ve kırışıklıkları azaltmak mümkündür. Kahve, çay ve meyve suyu gibi farklı sıvıları tüketmek cildin su ihtiyacını karşılamaz. Alkol almayın, kahve ve soda içmeyin çünkü bunlar su kaybına neden olurlar. Canlı ve ışıltılı görünümlü bir cilt için bol miktarda çiğ meyve, sebze ve bunların sularını tüketmek gerekir. Çünkü bu besinler pişirildiklerinde zarar görür ve faydalı özelliklerini kaybeder. Çiğ sebze ve meyvelerin ağırlıklı olduğu bir beslenme düzeni; cildi korur, yeniler, esnekliğini sağlar ve sağlıklı bir ışıltı verir. Cilt sağlığını korumak için; C Vitamini: Kolajen yapı için gereklidir, cilt esnekliğini sağlar. Narenciyelerde, kivi, orman meyveleri ve maydanozda bulunur.
Çinko: Kolajen yapı için çok önemlidir ve saçın beyazlamasını engeller. Kabak çekirdeği ve zencefil kökünde bulunur.
Sülfür: Bütün bağlayıcı dokuların inşa edilmesine yardımcı olur. Lahana, brokoli, sarmısak ve soğan en zengin kaynaklarıdır.
Silika: Cilt esnekliğinin korunmasını sağlar, sağlıklı tırnaklar ve parlak saçların oluşmasını sağlar. Salatalık, domates, dolmalık biber ve yulafta bulunur.
Magnezyum: Aşırı tuz ve diğer toksinlerin neden olduğu fazla su tutulmasının önüne geçerek hücreyi rahatlatır. Yeşil yapraklı sebzeler en iyi kaynaklarıdır.
Beta karoten: Güneş yanığına karşı korur. Havuç ve yeşil yapraklı sebzeler önemli kaynaklarıdır.
E Vitamini: Çözülebilir antioksidan bir yağdır, hücre zarlarının korunmasına yardımcı olur. Zeytin, avokado, kabuklu yemişler, tohumlar ve yeşil yapraklı sebzelerde bulunur.
Temel yağ asitleri: Cildin elastikiyetinin korunmasında anahtardır. Cildin doğal yağlarını dengeler ve canlı bir görüntü sağlar...

Günde kaç bardak

Günde kaç bardakGünde kaç bardak

Terleme ile birlikte vücut birçok mineral kaybeder. Enerjik olmak için bolca sıvı almanız çok önemli.


Herhangi bir sporcuya, "En çok ne içersiniz?" diye sorulsa, cevabı büyük bir ihtimalle 'su' olurdu. Spor yapan, daha doğrusu bol miktarda enerji sarf eden tüm insanların en dikkat ettiği husus; bol miktarda sıvı almaktır. Yaz aylarında bu ihtiyaç daha da artar. Çünkü sıcaklarda vücut her zamankinden daha çok terler ve normalde günde yaklaşık 2.5 litre sıvı kaybetme oranı 3 - 4 misli artabilir. Terlemeyle birlikte insan birçok değerli mineral de kaybeder. Bu kayıp bol sıvı içilerek telafi edilmediği takdirde ise kişilerde konsantrasyon eksikliği, yorgunluk, kaslarda kramp veya mide bulantısı gibi rahatsızlıklar görülebilir.
Ne zaman sıvı tüketmeli? Zamanlama çok önemli. Çünkü buna bağlı olarak enerjinizi artırabilir veya azaltabilirsiniz. Ne kadar içmeliyiz?

Günde 1.5 - 2 litre normal koşullar altındaki ihtiyacınızı karşılar.
Günde 2.5 - 3 litre düzenli spor / fitness yapanların ihtiyacıdır.
Günde 3 - 4 litre en az 2 saat spor yapanlar için şart.
Spordan önce:
Başlamadan yarım saat kadar önce 'depoyu doldurun' ve en fazla yarım litre sıvı alın.
Spor sırasında:
Bir saatten fazla faal olanlar ara sıra mola verip su (veya başka bir sıvı) içmeli. Uzmanlar 0.5 -1 litre arasında bir miktar tavsiye ediyor. Hepsini bir defada değil, azar azar içmek gerekiyor. Spor süresi bir saati geçmiyorsa, sonunda içmek de makul.
Spordan sonra:
Hareketli olan insanlar için su şişesini elinden düşürmemek nerdeyse bir kural. Özellikle sıkı bir sporun ardından vücudun kaybettiği gücü geri kazanmaya ihtiyacı var. En az 1 litre su / sıvı azar azar alınmalı.
Bunlara dikkat
İçecekler konusunda titiz davranmalısınız. Damak zevkinize hitap eden her sıvı, ne yazık ki aynı zamanda sağlıklı olmuyor.
Buz gibi soğuk içecekler mide ve bağırsakları rahatsız eder, enerjinizi azaltır.
Kafein, şeker veya alkol içeren içecekler spor sırasında tabu. Çünkü susuzluğu artırırlar.
Meyve suları ise midede çok uzun süre kaldığı için susuzluğu gidermez.
Spor sırasında süt veya sütlü içecekler de önerilmiyor. Çünkü bunlardaki protein ve yağ sindirimi zorlaştırıyor.
En gözde enerji içecekleri

- Susuzluğun en iyi çözümü kesinlikle sudur. Fakat içeceğiniz suyu seçerken şişenin üzerinde bulunan magnezyum, kalsiyum, potasyum ve sodyum değerlerine dikkat edin.
- Elma suyu ve soda karışımı serinletici, lezzetli ve bol vitaminli bir enerji içeceğidir. Elma suyu / soda için en ideal oran 1:3'tür. Yani az elma suyu, bol soda. Elmanın yerini portakal veya multi - vitamin meyve suları da alabilir.
- Soğuk meyve veya bitki çayları da değişik bir alternatif. Özellikle de bunları tatlandırmak için şeker yerine bal kullanabilirsiniz. Spora başlamadan önce ballı yeşil çayınızı hazırlayıp soğumaya bırakın, daha sonra da tadını çıkarın.
- Hazır enerji içecekleri ise daha çok sporcuların tercihi. Bunların içinde bol miktarda vitamin ve mineral bulunuyor. Fakat bu içecekleri ancak çok uzun süreli, en az 3 saat spor yapanların tüketmesi tavsiye ediliyor.
- Ülkemizin en gözde ve vazgeçilmez içeceklerinden biri olan ayran da lezzetli bir seçenek. Düşük kalorili, üstelik potasyum ve kalsiyum açısından da zengin. Ayrıca krem kıvamıyla hem susuzluğu gideriyor hem de ferahlık veriyor...

her derde deva Aloe vera

her derde deva Aloe vera

El kremleri, şampuanlar hatta tıraş ürünleri onun rahatlatan ismiyle insanlar tarafından güvenilir olarak biliniyor. Geçmişte ürünlerin bileşimindeki listenin son sırasında yer alan buyor. Tıpkı çölde yetişen kaktüsün suyu depo­ladığı gibi aloe vera da insan cildini kurumaktan koruyor. mu­cizevi bitki, günümüzde garantili bakımın anahtar maddesi olarak öne çıkarılı

Uzun yıllardır bilinen aloe vera bitkisi, son yılların en gözde bitkileri arasında bileşimindeki yüksek değerli maddeler bakım ürünlerinde çok yönlü olarak kullanılabiliyor. Bilinen 3 bin aloe çeşidi arasından cilt ve organizma üzerinde etkili olan “Aloe bardadensis miller” türüdür. Gerçek aloe vera bitkisi kaktüse çok benziyor. Bilimadamları bu bitkinin şeffaf yapraklarında çok sayıda etkili madde olduğunu keşfetmişler. Vitaminler, mi­neraller, enzimler, amino asitleri ve esansiyel yağ asitleri…

Peki, aleo vera bitkisi etkisini nasıl gösteriyor. Aloe vera’lı doğal kozmetik ürünleri cildin nem dengesini düzenliyor, cil­din doğal koruyucu tabakasını destekliyor ve onu zararlı dış et­kenlerden koruyor. Aloe vera jeli cildi yatıştırdığı gibi, küçük yaraları iyileştiriyor. Özellikle vücut losyonları ve güneş sonrası bakım ürünleri idealdir. Ancak aloe vera’nm ciltjeli ya da şampu­an olarak kullanımı ise uzmanlara göre oldukça anlamsız. Ne­deni, her iki formda da ürünün ciltte ve saçta çok kısa süre ka­lıyor olması. Ayrıca bitkinin toplanmasından sonra gördüğü iş­lem de etkisinin az ya da yoğun olmasında önemli rol üstleni­yor....
üzerinde etkili olabilmesi bir anlamda ürünle bağlantılı. Duş

gençliğin anahtarı soya

Beslenmede uzun zamandır hayvansal gıda yerine kullanı­lan ve özellikle vejetaryenlerin vazgeçilmez besin kaynağı soya, tam 4 bin yıllık bir geçmişe sahip. Soya sütü, soya filizi ve tofu son yıllarda sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez üçlüsü. Biyolojik yapısıyla öne çıkan bir bitki olarak soya sadece besinsel değer­leriyle değil aynı zamanda bileşimindeki vitaminlerbir cilt ve sağlıklı saçlar için de bir numara. Yapı­lan araştırmalar, soya tüketimleriyle batının da ilgisini çeken Asyalıların, menopoz dönemlerini neredeyse hiç şikayetsiz ge­çirmelerini ve genç görünümlerini soyaya borçlu olduklarını ortaya koyuyor. Soya hazinesi, keşfeden kozmetik dünyası,uzun yıllardır özel ürünler üretiyor. Mucizevi soya filizleri, mü­kemmel bir cilt yapısı oluşmasında ve siyah noktaların yok edil­mesinde etkili. Soyada bulunan bitkisel hormonphyto-östrojen”, özellikle anti-aging kremlerinde kırışıklıkları önlemek ve cilt sorunlarını gidermek için birebir. Kuruyan ellerin ve zarar görmüş tırnakların da soya, kakao yağı, E vitamini ve yeşilçay ektsreleriyle bakımını yapmak mümkün. Banyoda da soya sütü ve bal kuru ciltleri mineraller ve vitaminlerle beslemede ve ba­kımlarını yapmada mükemmel bir ikili oluşturuyor... ve mineral­lerle pürüzsüz

saç ve cilt bakımı için doğal sabunlar

SİVİLCE

Ardıç, Bergamut, Limon, Papatya, Portakal

AKNE

Ardıç, Bergamut, Kayısı, Kekik, Kil, Lavanta, Papatya, Portakal

MANTAR

Ardıç, Kekik, Papatya

EGZAMA

Ardıç, Bergamut, Gül, Papatya

ANTİ-SELÜLİT

Adaçayı, Buğday, Portakal, Üzüm, Yasemin, Yosun, Zeytin

KAŞINTI

Ardıç, Papatya

YARA

Buğday, Gül, Itır, Kekik, Portakal, Tarçın

YANIK

Buğday, Portakal

APSE

Kekik, Papatya

ROMATİZMA

Ardıç, Yasemin, Zambak, Zeytin

SİYAH NOKTA

Itır, Kil

HAŞERE ISIRMASI

Limon, Portakal, Tarçın

KIZARIKLIKLAR

Bal, Defne, Zeytin

UYUZ

Menekşe

NASIR

Menengiç

DOĞUM LEKELERİ

Buğday, Gül, Menengiç , Zeytin

HAMİLELİK ÇATLAKLARI

Menengiç

GÜNEŞ LEKELERİ

Buğday, Zeytin

ALERJİK CİLTLER

Aloevera, Gül, Patçuli

CİLT ÇATLAMASI

Menengiç

YORGUN CİLTLER

Bal, Gül

HASSAS CİLTLER

Bal, Defne, Zeytin

YAĞLI CİLTLER

Adaçayı, Defne, Portakal

KURU CİLTLER

Aloevera, Bal, İğde, Papatya, Zeytin

KIRIŞIKLIK

Bal, Buğday, Patçuli, Üzüm, Yasemin

CİLT SARKMASI

Bal, Buğday, Patçuli, Üzüm, Yasemin

TOPUK ÇATLAKLARI

Tarçın

ESNEKLİK

Yasemin

BESLEYİCİ

Bal, Gül, İğde, Kayısı,Menengiç, Üzüm, Yasemin

BERRAKLIK

Bergamut, Yosun

PARLAKLIK

Bal, Buğday, Defne, İğde, Portakal, Tarçın, Yosun

CANLILIK

Adaçayı, Gül, Itır, Kayısı, Kil, Limon, Patçuli, Portakal, Tarçın

SIKILAŞTIRICI

Adaçayı, bal, Bergamut, Patçuli, Kil, Limon, Portakal

NEMLENDİRİCİ

Aloevera, Bal, Gül, Kayısı, Menengiç, Portakal ,Tarçın

YENİLEYİCİ

Buğday

PEELİNG ETKİLİ

Bal, Gül, Kil

SAÇ DÖKÜLMESİ

Ardıç, Defne, Zeytin

KEPEK

Ardıç ,Defne ,Lavanta

BOYALI SAÇLAR

Bal, Gül

ZAYIF SAÇLAR

Defne

İNCE SAÇLAR

Adıç ,Defne ,Zeytin

YAĞLI SAÇLAR

Portakal

KURU SAÇLAR

Zeytin ,Defne, Bal ,Gül

YIPRANMIŞ SAÇLAR

Buğday

 

 

mucize beyaz çay

sağlık çaymucize beyaz çay

Elle mart sayısında efsanevi beyaz çayı ele aldı. Her demlemede farklı bir aromatik tadı ortaya çıkan beyaz çay sağlığa yararlarıyla biliniyor

Beyaz şakayık, altın ay, gümüş iğne ve beyaz bulut gibi isimleriyle ve tadıyla efsaneler yaratan, yüzyıllarca çeşitli anlamlar yüklenerek değerlenen ve günümüzde pek çok araştırmanın konusu olan beyaz çaya kupalarınızda yer açın. Beyaz çay, adını çay tarlalarındaki açılmamış filizlerin gümüşi beyaz tüylerinden ve çok açık renkli liköründen alıyor. En nadide ve en pahalı çay çeşidi olan beyaz çay, kadim şifacılar tarafından yüzyıllardır bitkisel ilaç olarak da kullanılıyor. Ayrıca en az üretilen ve en yüksek düzeyde antioksidan içeren çay çeşidi. Dünyada yıllık üretimi 600-800 ton civarında. Çin, Hindistan, Kenya, Sri Lanka ve Vietnam kaynaklı beyaz çayın, ülkemizde de çeşitleri var. Dört çeşidi var Damakta tatlı ve ipeksi yumuşaklıkta tat bırakan beyaz çay, fındıksı bir aromaya sahip. Yüksek kalitedeki beyaz çay, diğer adıyla �gümüş iğne�, yalnızca filizler içeriyor. Kafeini daha az tüketmek isteyenler için keyifli bir seçenek. Dört grup beyaz çay var: Silver Needle (Yin Zhen Bai Hao), White Peony (Bai Mu Dan), Tribute Eyebrow (Gong Mei), Noble, Long Life Eyebrow (Shou Mei). En yüksek kaliteli beyaz çaylar olan �gümüş iğne� ve �beyaz şakayık�, Çin kaynaklı. �Silver needle�, �gümüş iğne�, �büyük beyaz� veya �narcissus� denilen çay klonlarının körpe etli tomurcuklarından dikkatli şekilde elle seçilerek üretiliyor. Hafif tatlımsı aroması ve lezzetiyle çok ünlü ve nadir. İkinci derece kalitede olan �beyaz şakayık� (white peony), tomurcuk ve yapraklardan oluşuyor. �Gümüş iğne�ye göre daha sert tada sahip olan çay, ondan daha koyu renkte. Avrupa ülkeleri ve Amerika�da fındık veya bambu kokulu, tatlı, hafif tütsülenmiş tada sahip, daha koyu likörlü �beyaz şakayık� satılıyor. Beyaz çaylar içinde en tanınmışlardan biri de, Çin�in Fujian Bölgesi�nde yetiştirilen �yüzde 100 organik beyaz şakayık�. Beyaz çayı Türkiye�de Lipton ile Schiller Chiemsee çay markaları içinde bulabilirsiniz. Beyaz çayın yararlarıBeyaz çay kolon, prostat, mide kanseri gibi birçok farklı kanser çeşidine karşı koruyuculuğa sahip. Yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı. Damarların gelişimine destek oluyor. Felç tahribatına karşı koruyucu etkili. İyi kolesterolü yükseltip, kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olarak damar sertleşmesi ve tıkanıklığının önlenmesine katkı sağlıyor. Bakteri ve virüsleri doğal yollarla yok etmeyi sağlıyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Soğuk algınlığına karşı korunmaya yardımcı. HIV belirtilerini hafifletebiliyor. Kalbi güçlendiriyor. Kemik yoğunluğunun yüksek olmasına katkıda bulunuyor. Romatizma ve osteoporoz hastaları için faydalı etkiye sahip. Dişleri daha güçlü yapan az miktarda florid ve diğer besin elementleri içeriyor. Kötü nefes kokusuna sebep olan bakterileri öldürüyor. Metabolizmayı hızlandırarak, dengeli diyet programına yardımcı oluyor. Nasıl demlenir?Demliğe koyulan beyaz çay, siyah çayın aksine birkaç kez demlenebiliyor ve her demlemede farklı bir aromatik bileşeni açığa çıkıyor. Eğer demlemede en yüksek kalitedeki filizler kullanılacaksa demleme süresi, suyun sıcaklığına bağlı olarak üç-dört dakika sürebiliyor. Çeşitli metotları deneyerek farklı damak tatları için en mükemmel beyaz çay demleme şeklini bulmanız mümkün. Efsanevi beyaz çay Bir Çin efsanesine göre, beş bin yıl önce İmparator Shen Yung kırda dolaşmaktadır. Su içilemeyecek kadar kirlidir, o da suyun kaynatılmasını emreder. Derken rüzgâr, fincandaki kaynar suya bir çay yaprağı bırakır. Meraklı imparator, yaprağın su içinde demlenmesine izin verir. Efsaneye göre imparator yedi yıl boyunca bölgede kalarak sürekli çay içer. Çin�in Song Hanedanlığı boyunca beyaz çaya büyük hürmet edilmiş. Bu değerli içecek, kraliyet tebasının seçimi ve imparatora sunulan özel bir hediye olmuş. Beyaz çay yaprakları ve tomurcukları, geniş kaselerde rahatça çırpılabilsin diye Song çay seremonisi boyunca ince toz şeklinde öğütülmüş. Bu şekilde ilk çay pudrası üretilmiş. Bu dönemde Çin�e giden Japon rahipler, Song usulü çay hazırlamayı öğrenmiş ve ülkelerinde alışkanlığı devam ettirmişler...

hava değişikliğine dikkat edin

kadın bakımhava değişikliğine dikkat edin

Sağlığımız ile hava durumu arasında garip bir ilişki var. Ani değişen iklim şartlarına uyum sağlamakta zorlandığımız için sağlığımız bozuluyor. Havalar en çok kadınları etkiliyor.
4 Mart 2008 Salı
Hele yüksek tansiyon,yorgunluk ve tedirginlikten şikayetçiyseniz,özellikle mevsimin değişim dönemlerinde,meterolojiyi izlemenizde yarar var. Şiddetli rüzgarın getirdikleri... Aniden kuvvetlice esen bir rüzgâr çıktığında; Kalbiniz dışarı çıkacakmış gibi küt küt atıyor. Üzerinizde nedenini bilmediğiniz bir asabilik var. Her şeye çabuk sinirleniyorsunuz. Uzmanlara göre kuru rüzgâr, (saç kurutma makinesinde olduğu gibi) insanı elektriğe kapılmış gibi sarsan, elektrostatik bir enerji birikimine yol açıyor ve cildimizdeki sinirsel alıcıları uyararak fiziksel ve beyinsel gerilimlere neden oluyor. Bora gibi çok kuvvetli esen rüzgârlı havalarda atmosfer basıncındaki şiddetli titreşimler, pek çok insanı etkileyerek başdönmesi, uykusuzluk, nedensiz baş, kas veya eklem ağrılarına yol açıyor. Eğer kolitten yakınıyorsanız şiddetli rüzgârlar rahatsızlığınızı azdırabilir. Ne yapmalı? * Rüzgarla gelen fiziksel ya da beyinsel gerilimlerden korunmak için doğal çarelere başvurup kekik, nane veya papatya çayı hazırlayın. 1 fincan kaynar suda 1 tatlı kaşığı karışık şifalı otları 10 dakika demlendirin. Süzüp ılık olarak için. * Havalara karşı hassas bir yapınız varsa ve tatil ya da iş amaçlı seyahate çıkacasanız, gideceğiniz yerin hava durumunu önceden öğrenip gerekli önlemleri alın. * Aşırı rüzgarlı havalardan etkilenmemek için sofranızda B grubu vitaminleri içeren meyve ve sebzelere yer verin. *Nemli havada kan dolaşımını hızlandıran besinleri sofranızdan eksik etmeyin. Bu arada melekotu gibi bitkilerle şifalı çaylar hazırlayıp için. Yağ tüketimini en aza indirgeyin. Bol balık, beyaz et, tahıl ve sebze yiyin.


Dolunayda vajinal mantarlara dikkat... Eğer vajinal mantardan şikayetçiyseniz, dolunayda rahatsızlığınız artabilir. Uzmanlara göre ayın değişik ritmleri adet dönemlerini uyarıyor, hormon üretimini artırıyor ve bağırsak parazitlerinin ya da kadın üreme organlarında yaşayan mantarların üretimini artırıyor.
Güneş saldırgan yapıyor... Güneşteki lekeler artınca sinir sistemimiz alt-üst oluyor. Saldırganlık olayları ve trafik kazalarında hızlı bir artış gözleniyor. Güneşteki fırtınalar organizmanın otomatik reaksiyonlarından sorumlu olan sempatik sinir sistemini etkileyerek yüksek tansiyonu azdırıp kalp ritmini bozuyor. Nemli hava melankoli ve adale ağrılarını davet ediyor...
Puslu, sisli ve nemli havalar, sinir sistemini alt üst ediyor. Sisli havada nem damlacıkları güneş ışığına geçit vermiyor. Bu da sağlığımızı etkileyerek vücudumuzun, mutluluk hormonu denilen serotonin üretimini düşürüyor. Sonuç olarak depresyon ya da melankoli kaçınılmaz oluyor. Sisli ve nemli hava ayrıca adale ve eklem ağrılarını azdırıyor. İçinde mikrop gibi maddeleri barındıran nem damlacıkları solunum yoluyla vücudumuza girerek enfeksiyon hastalıklarına davetiye çıkarıyor. Ve sinüzit, rinit, otit ve farenjit gibi hastalıklar ortaya çıkıyor. Nem mide sistemini de bozarak kolite yol açıyor...

aknelerden şikayet

akneAraştırmalar sadece ergenlerin değil 25-40 yaş arası kadınların da ciddi şekilde akne problemi yaşadığını ortaya koyuyor. Akneyle savaştan, doğru yöntemlerle galip çıkmak mümkün...

Akne sadece ergenlik çağındaki gençlerin sorunu değil. Özellikle, hormon seviyelerinde değişiklik olan bazı kadınlar, 25, 30 hatta 40�lı yaşlar ve sonrasında da akne sorunuyla baş başa kalabiliyorlar. ABD�deki bir araştırma, 25-40 yaş arası kadınların dörtte birinde akne sorunu olduğunu ortaya koymuş. Yani yetişkin kadınların arasında da bu son derece yaygın bir sorun. Ayrıca, ülkemizde yapılan bir araştırmada da dermatolog ziyaretlerinin birinci nedeninin �akne� olduğu belirlenmiş. Akneler nasıl oluşuyor?Akneler kıl keselerinde ve kıl keselerini saran kanal yüzeyinde, yağ üreten yağ bezlerinde oluşabiliyorlar. Vücudun tüm hücreleri gibi, cilt hücreleri de sürekli bir yenilenme içinde. Ve genellikle, eski hücreler öldüğünde cildin doğal yağına karışarak atılırlar. Ancak bu ölü derinin atılma oranı kişiden kişiye değişiklik gösterebiliyor. Bazı kişiler ölü hücreleri tamamen atamıyorlar. Cilde yapışıp kalan ölü hücreler, yağ ve kıl keseciklerinde tıkanmalara neden olabiliyor. Aslında, bu durum tıpkı mantarın şişeyi tıkamasına benzetilebilir. Mantar yani ciltten atılamayan ölü hücreler, keseciği tıkıyor, bunun biriken yağla şişmesine ve enfekte olmasına neden oluyor. Ardından da alyuvarlar bakterileri öldürmek için keseciğin etrafına hücum ediyor ve sonuçta bizler tüm bu olanları cildimizde kırmızı şişlikler yani sivilceler olarak fark ediyoruz. Sivilceler böyle iltihaplı olabileceği gibi iltihapsız sadece siyah ya da beyaz tıkanmış gözenekler şeklinde de olabiliyorlar. Korunmak için dikkat Pürüzsüz bir ten için işte dikkat etmeniz gereken bazı noktalar;
Aşırı güneşten sakının: Belki güneşlenmenin ve bronz bir tenin sivilcelerinize iyi geldiğini düşüne-bilirsiniz. Ancak kesinlikle bunun geçici bir düzelme olduğunu bilmeniz gerekiyor. Aşırı miktarda güneş ışığına maruz kalmak, cildin kalınlaşmasına ve ciltteki gözeneklerin tıkanmasına neden oluyor. Cildi zararlı güneş ışınlarından korunmanın en güzel yolu, cilt yapınıza uygun UVB ve UVA koruma faktörlü bir güneş kremini düzenli olarak kullanmak. Yüzünüzü aşırı yıkayamayın: Bildiğiniz gibi cildinizi temiz tutmak ve yüzünüzü yıkamak, cilt sağlığınız için oldukça faydalı. Ancak, bunun da bir dozu var. Uzmanlar günde 2-3 kereden fazla yüzün yıkanmaması gerektiği konusunda hem fikir. Çünkü yüzü aşırı yıkamak, cildin tahriş olmasına neden olabiliyor. Cildinizi bakterilerden koruyun: Basit birkaç alışkanlıkla cildinizi aknelere neden olan bakterilerden korumanız mümkün. Bunun ilk kuralı ellerinizi sık sık yıkamak. Ve eğer varsa ellerinizi sürekli yüzünüze götürme alışkanlığınızdan mümkün olduğunca uzaklaşmaya çalışmak. Stresten kaçının: Tabii ki, bunu söylemenin kolay olduğunu biliyoruz ancak yine de stresin cildin baş düşmanı olduğunu biliyoruz. Stres, cildiniz daha fazla yağ salgılamasına neden olan kortizol hormonunun daha fazla salgılanmasına neden oluyor. Egzersiz yaparken makyaj yapmayın: Egzersiz yaparken terleyeceğiniz için en yağsız makyaj malzemeleri bile akneye neden olabilir. Bu nedenle özellikle yoğun şekilde egzersiz yaparken ya makyaj yapmayın ya da makyajınız varsa temizleyin. Vitamin desteğine dikkat: Eğer vitamin desteği kullanıyorsanız, bunun iyot miktarına dikkat edin. Uzmanlar, günlük 120-150 mg arasından daha fazla iyot içeren vitamin desteklerinin ciltte akneye neden olabileceğini belirtiyor. Akne düşmanı ürünler La Roche-Posay Effaclar Serisi: Yağlı ve akneye eğilimli ciltler için, dermatologların tercih ettiği seri olarak sunulan Effaclar, selenyum bakımından zengin, termal su içeriyor. Serinin, mikro soyucu ürünü Effaclar K, yağlı ciltlerdeki düzensiz görünümü gidermek üzere formüle edilmiş. Seride temizleyiciden toniğe 9 farklı ürün bulunuyor. Proactiv Solution Serisi: Sivilcelerle savaşta etkili ürünlerden birisi Proactiv Solution. Markanın uzmanları, Proactiv Solution�ın sivilcelere başlangıç aşamasındayken müdahale ettiğini ve oluşacak sivilceleri de önlemeye yardımcı olduğunu belirtiyorlar.
Noviderm Boreade Serisi: Boreade ürünleri, olgun ve yağlı ciltlere özel bir bakım sunan sunmak üzere formüle edilmiş. Markanın yumuşatıcı ürünü, bileşimindeki C vitaminiyle cildi çok yumuşak bir şekilde soyuyor ve cildin pürüzsüzleşmesine yardımcı oluyor. Vichy Normaderm Serisi: Ciltteki pürüzleri ve düzensizlikleri gidermeyi hedefleyen Vichy Normaderm serisiyle, cildin 3 haftada yenilenmesinin mümkün olduğu söyleniyor...

Kadın, kadında stres

kadında streskadında stres

Kadın olmak, bakımlı olmak, ince olmak ve hoş görünmek stresi yüklüyor çoğu zaman üzerimize. Kalabalık bir ortamda bu stres daha da artıyor çünkü içeri giren bir kadına sadece erkekler bakmıyor.

İçeri giren kadını kadınlar daha fazla inceliyor ve çok acımasız eleştirebiliyor. Oysa erkekler birbirine bu stresi yaratmıyor. Kadının üzerinde çift stres var; hem kadın kadına hem de erkek kadına göz stresi uyguluyor. Üstelik kadın doğası gereği vücut tipi ve bileşimi açısından erkeğe göre daha şanssız. Ergenlik dönemi, ilk adet kanaması, hamilelik, emzirme dönemi, menopoz, osteoporoz, düşük bel pantolonlar, vücuda yapışan elbiseler, davetler, keyifli geceler ve ardından sabah baskül işkencesi... Kadınlar her zaman kilolarına dikkat ederler. Çünkü daha kolay kilo alırlar. Bunun sebebi, kadınlık hormonu östrojen nedeniyle, vücut yağ oranının daha yüksek olmasıdır.
Erkek ve kadın arasındaki farklarErkekler kadınlardan çok daha fazla yemek yerler ama hemen kilo almazlar. Çünkü onların metabolizmaları daha hızlıdır. Yüksek kas oranı, yediklerini daha çabuk yakmalarını sağlar. Kadınların olaylardan etkileniş biçimi veya yaşananlar karşısındaki yorumu, genelde erkeklerden farklılık gösterir. Özellikle ayrılık, üzüntü, sıkıntı, yalnızlık gibi duyguların yarattığı yeme isteğinin gerçek açlık olmadığı bilinmelidir. Bu tip durumlarda hissedilen duygusal açlık nedeniyle, buzdolabı ve TV önünde mekik dokunan saatler yaşanabiliyor. Yemeğin psikolojik açıdan ayakta durabilmek için koltuk değneği gibi kullanılması, kadınlarda kilo probleminin sebebi olabiliyor çoğu zaman.
Erkekler kolay kilo verirler çünkü erkekler bütün gün dışarıda oldukları için daha düzenlidirler. Belli bir yaştan sonra kadınlar için spor güç bir uğraştır. Oysa erkekler özellikle olgun yaşlarda spora daha çok yönelir. Erkeklerin kas ağırlığı daha fazlayken kadınların yağ kütlesi daha fazladır. Kadınların doğum, menopoz gibi dönemleri ve her ayın neredeyse yarısı, hormon değişiklikleriyle geçer. Bu bir dezavantajdır. Üstelik kadınlarda sürekli diyet yapma fikri bu işi işkence haline getirebiliyor. Kadın olmanın avantajları Kadınlarda yağ dokusu fazlalığı estetik açıdan dezavantaj olsa da aslında sağlık açısından erkeğe göre avantaj yaratmaktadır. Erkeklerin göbeğinde biriken yağlar daha tehlikeli olup, diyabet, kolesterol, hipertansiyon ve böbrek taşı gibi rahatsızlıklara yol açar. Bel - kalça oranı, bu nedenle önemlidir. Bu oran erkekte 1, kadında ise 0.8 değerinin üzerine çıkmamalıdır. Erkek tipi şişmanlık genelde karın çevresinde biriken yağlarla karakterizedir ve �elma tipi� diye bilinir. Kadınlarda daha sık görülen vücut tipi ise �armut tipi� olandır.
Kadın olmanın diğer bir avantajı ise tabii ki anne olabilmek. Ben kadın olmaktan mutluyum, iyi ki kadın doğmuşum. Biraz kilo fazlanız olabilir, her kadın ince olmak zorunda değil. Sağlığınızı tehdit edecek boyutta şişman değilseniz aktif bir yaşam sürüyor, tüm besin gruplarından dengeli tüketiyorsanız düzenli sağlık muayenesi yaptırıyorsanız ne mutlu size. Hep mutlu kalın, kadınlar günününüz kutlu olsun. 30�lu yaşlarda kadında yeni bir dönem başlıyor30�lu yaşlar, kadınların �Daha önce de aynı şeyleri yiyordum ve kilo almıyordum ama şimdi vücuduma bir şeyler oldu sanki, kalınlaştım, yağlanmaya başladım� ifadelerini en yoğun kullandıkları dönemdir. Çünkü 30 yaşından sonra vücut her 10 yılda bir metabolik hızını yavaşlatır. Üniversite, master ve çalışmanın ardından, genelde bu yaşlarda kişiler iş ve özel hayatlarını düzene sokarlar. Bu düzenle birlikte hareketsiz yaşam riski doğar. Satın alma gücünün artması, dışarıda yenen yemekler, davetler, sağlığa gösterilmesi gereken özeni gölgeleyebilir. Oysa 30�lu yaşlar vücudunuza yatırım yapmanız için hâlâ bir fırsat dönemidir. Özellikle kemikler açısından 25-35 yaş arası çok iyi değerlendirilmelidir. Osteoporoza karşı önlem için 35 yaşına kadar diyetle kalsiyum alımı gerekir. Anne olmak için de genelde çalışankadınların tercihi 30�lu yaşlardır. Bu sebeple, hem sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için vücuttaki depoları dolu tutmak, hem de formunu koruyabilmek için dengeli beslenme ve egzersiz bu yaşlardan itibaren hayatın ayrılmaz bir parçası olmalıdır.
Jinekolojik muayeneler de her yıl düzenli yaptırılmalı, ailesinde şeker hastalığı, kalp, yüksek tansiyon, kanser öyküsü olanlar 30�lu yaşlardan itibaren düzenli sağlık muayenesi yaptırmalıdır. İyi beslenemeyip, çok sık seyahat edenler, bu dönemde multivitamin kullanabilirler. Gebeliğe hazırlıkta B grubu vitaminler, özellikle folik asit ve demir seviyelerine bakılarak destek alınmalıdır...

Göğüs kanseri riskini aspirin azaltıyor

kanseri riskini aspirin azaltıyorkanseri riskini aspirin azaltıyor

Araştırmaya göre, meme kanseri hastalarında COX enzimi ve prostaglandinlerin anormal olarak yüksek olduğu ve Aspirin gibi steroid olmayan antienflamatuvar ilaçların (NSAİİ) COX enzimini inhibe ederek prostaglandin sentezini azalttığı görüldü. Bu sonuca göre meme kanserinden korunmada ve tedavisinde NSAİİ’lerin etkili bir rolü olabileceği belirtiliyor. Aspirin’in göğüs kanseri hastalarında kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatan maddelerin miktarını artırdığı ve buna paralel hastalığa bağlı ölümlerde azalma olduğu da kaydediliyor.

Araştırmacılar, göğüs kanseri riskini azaltmak için kullanılması gereken optimal doz ve kullanım süresi ile ilgili daha detaylı araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
Berlin Teknik Üniversitesi ve Teknoloji ve Yönetim Bölümü’nün 2001 ve 2005 yılları arasında gerçekleştirdiği bir başka meta- analiz ve meta- regresyon gözlemlerine göre ise, "Aspirin kullanılan her yılın göğüs kanseri riskini yüzde 2 oranında azalttığı" sonucuna ulaşılmıştı.

 

kalp hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler

Klap hastalarıKalp hastalarının Dikkat Etmesi Gerekenler

- Sinirlenmeyin
- Sigarayı bırakın
- Şişmanlamamaya ve kilonuzu muhafaza etmeye çalışın
- Fazla yorucu işler yapmayın
- Uyku ve dinlenmenizi ihmal etmeyin
- Koşmayın, acele etmeyin.
- Her gün bir öncekinden daha iyi olduğunuza inanın
- Kabız olmamaya dikkat edin
- Çürük dişleriniz varsa, tedavi ettirin
- Fazla miktarda yağlı sığır veya koyun eti, sütlü şeyler yemeyin. Konserve, pastırma, salam, peynir, turşu, balık ve çikolata gibi şeyleri mümkün olduğunca azaltın
- Yemeklere tuz koymayın. Yemeklerinizi mısırözü, ayçiçeği veya haşhaşyağı ile hazırlayın
- Bol bol taze sebze ve meyve yiyin
- Bol bol yoğurt yiyin ...

Horlamanın nedenleri

Horlamanın nedenleriHorlamanın nedenleri

Kilo fazlalığının horlamanın en önemli nedenlerinden biri olduğu bilinmektedir. Kilo fazlası olup zayıflayan hastaların %80'inde horlamanın önemli derecede azaldığı veya tamamen ortadan kalktığı görülmüştür. Kilo verme, özel şekilli yastıklar, ağız veya buruna yerleştirilen bazı cihazların kullanılması, uyku ilaçları, sakinleştirici ilaçlar ve alkol kullanımından kaçınma gibi yöntemler horlamanın kontrolunda yararlı olabilir.

Günümüzde, horlamayı ortadan kaldıracak etkili bir yöntem vardır. "Laser uvulo-palatoplasti (LAUP)" adı verilen bu cerrahi yöntemle yumuşak damaktaki dokular yeniden şekillendirilmekte ve horlama önlenebilmektedir. Bu ameliyatın başarı oranı %85-90 arasındadır. Ameliyatta, lazer ışını ile yumuşak damaktaki dokular dikkatle küçültülmekte ve zamanla dokuların iyileşip gerginleşmesiyle uyku sırasındaki titreşimleri, yani horlama ortadan kalkmaktadır. Ameliyatta lazer ışınının kullanılmasının nedeni, lazerin yumuşak dokuları kanamaya neden olmadan kesme yeteneğinin bulunmasıdır. Ameliyat yaklaşık yarım saat sürmekte ve boğazı uyuşturacak şekilde lokal anestezi ile yapılmaktadır.


Pekçok hastada bir kez tedavi ile istenen sonuç alınmaktadır; ancak, bazı hastalarda ameliyatın en erken dört hafta aralıkla olmak üzere tekrarlanmasına ihtiyaç duyulabilir. Bazı hastalarda horlama tamamen ortadan kalkmasa bile, şiddeti azalmaktadır.
LAUP ameliyatını takibeden birkaç gün ile iki hafta arasında boğaz ağrısı hissedilmekte ve ağrı kesici ilaçlarla kontrol altına alınmaktadır. Hastaların çoğu birkaç gün içinde normal hayatlarına dönmekte ve çalışmaya başlayabilir hale gelmekte, sadece ağır kaldırma gibi zorlayıcı bedensel faaliyetlerden kaçınmaları istenmektedir.
Ameliyatın etkilerinin görülme zamanı kişiden kişiye değişmektedir. Bazı hastalarda sonuç hemen alınmakta, ameliyatın yapıldığı gün horlama kesilmektedir. Diğer hastalarda, ameliyatın sonucu bir aya kadar ortaya çıkmakta ve kesinleşmektedir.

organik güzellik ,ünlüler ve makyaj, ünlülerde, bakım kremi, güzellik sırları, gençleşme, gençlik kremi, kalıcı makyaj, karın bölgesi, karın yağlanması, kremler gençlik getiriyor,makyaj çeşitleri, makyaj bakımı, makyaj sırları, makyaj ve güzellik, yaş, yaşlanma, zayıflama,cerrahi operasyon bazıları , estetik plastik , rekonstrüktif cerrahi , lazer epilasyon,cilt bakımı,solaryum,ıpg,mezoterapi,kuaför,masaj,botoks,pedikür,manikür,yaptımak,sağlık,göz makyajları , göz çevresi makyaj ,makyaj yapımı, kadın ve kadınlara yönelik, aşk, evlilik, cinsellik, güzellik, moda, makyaj, stil, anne, bebek, kariyer, yemek tarifleri, ev, dekor, magazin, diyet, astroloji, estetik, kadın sağlığı, genel sağlık ,